<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İslamiyet &#8211; © Mutlak Bilim&#039;dir</title>
	<atom:link href="https://www.mutlakbilim.net/category/islamiyet/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.mutlakbilim.net</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 28 Dec 2023 19:37:38 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.5.5</generator>

<image>
	<url>https://www.mutlakbilim.net/wp-content/uploads/2018/06/cropped-siteikonubudur-32x32.png</url>
	<title>İslamiyet &#8211; © Mutlak Bilim&#039;dir</title>
	<link>https://www.mutlakbilim.net</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Konu 271: KUR’AN ALKOL İÇİN NE DİYOR?, ALKOL ve MİSK</title>
		<link>https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/kuran-alkol-icin-ne-diyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Alper Çadıroğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Oct 2023 12:28:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İslamiyet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.mutlakbilim.net/?p=11563</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kur’an:</strong> Bakara 219 Sana içkiyi ve kumarı sorarlar. De ki: ‘Onlarda hem büyük günah, hem insanlar için (bazı) <u>yararlar</u> vardır. Ama günahları yararlarından daha büyüktür.’<br />
Nisa 43 Ey iman edenler, sarhoş iken, ne dediğinizi bilinceye ve cünüp iken de -yolculukta olmanız hariç- gusül edinceye kadar namaza yaklaşmayın.<br />
Maide 90 Ey iman edenler, içki, kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak şeytanın işlerinden olan pisliklerdir. Öyleyse bun(lar)dan kaçının; umulur ki kurtuluşa erersiniz.<br />
Nahl 67 Hurmalıkların ve üzümlüklerin meyvelerinden kurdukları çardaklarda <u>hem sarhoşluk verici içki</u>, hem güzel bir rızık edinmektesiniz. Şüphesiz aklını kullanabilen bir topluluk için, gerçekten bunda bir ayet vardır.<br />
Muhammed 15 Takva sahiplerine va’dedilen cennetin misali (şudur): İçinde bozulmayan sudan ırmaklar, içenler için lezzet veren şaraptan ırmaklar ve süzme baldan ırmaklar vardır; orada onlar için meyvelerin her türlüsünden ve Rablerinden bir mağrifet vardır. Hiç (böyle ödüllendirilen bir kişi), ateşin içinde ebedi olarak kalan ve bağırsaklarını ‘parça parça koparan’ kaynar sudan içirilen kimseler gibi olur mu?<br />
Sad 50 Adn cennetleri; kapılar onlara açılmıştır. 51 İçinde yaslanıp-dayanmışlardır; orada birçok meyve ve <u>şarap</u> istemektedirler. 52 Ve yanlarında bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş yaşıt kadınlar vardır. 53 İşte hesap günü size va’dedilen budur.<br />
Mutaffifin 25 Onlara mühürlü, katıksız bir şaraptan içirilir. 26 Ki sonu <u>misktir</u>. Şu halde yarışmak isteyenler, bunun için yarışsınlar. 27 Onun karışımı ‘<u>tesnim</u>’dendir*. 28 Bir kaynak ki, yakınlaştırılmış (mukarreb) olanlar ondan içer. (Tesnim: Yüksek bir yerden akan cennet çeşmesi) (Görüşüme göre tesnim ile Enki’nin Kutsal Suyu<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-198"><sup>[198]</sup></a> benzerlik gösterir.)</p>
<p>Şarap yapımında; meyvedeki veya sebzedeki şeker, maya sayesinde alkole dönüşür<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-199"><sup>[199]</sup></a> ve işlevini yitirerek ölen mayalar kabın/şişenin dibine tortu olarak çöker:<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-200"><sup>[200]</sup></a> Bu tortulu kısım içilmez, çok acıdır ve kötü kokar.<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-201"><sup>[201]</sup></a><a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-202"><sup>[202]</sup></a> Görüşüme göre üstteki ayetlerdeki cennet şarabının “sonu misktir” sözü, burayı anlatıyor olabilir. Haftada ∼5 bira kadarlık alkolün vücudumuza faydalı olduğunu<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-203"><sup>[203]</sup></a> ve engelleri kaldırmasından dolayı dünyada yaşanılan cinsi sevişmenin %∼75’inin alkolün tesiriyle olduğunu hatırlattıktan<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-204"><sup>[204]</sup></a> sonra konuya devam edecek olursak: Fazla alkol içenlerde baş ağrısı görülür ve cinsel güçte azalma olabilir: Miskin faydalarının bunlara iyi geldiğinin görülmesi, görüşüme göre -üstteki- bu ayetlerle anlatılmak istenmiş olabilir. Ayrıca bilimsel ilerlemeye bağlı olarak günümüzde içki yapım aşamalarının gelişmesiyle içkinin tat, koku, renk gibi kalitesinin arttırılması bağlamında zor bulunup istisna iyi olanların dışında eski içkilerin çoğunun kalitesinin günümüze oranla kısmen daha düşük olmasından dolayı bu eski içkilerdeki kısmi acılığa işareten<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-202"><sup>[202]</sup></a><a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-205"><sup>[205]</sup></a><a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-206"><sup>[206]</sup></a> -yine görüşüme göre- cennet şarabının “sonu misktir” denilmiş olabilir.</p>
<p>Misk: Erkek misk geyiğinden elde edilen güzel kokan bir maddedir. Sanskritçe testis (er bezi) anlamındaki “muşka” kelimesi Farsça’ya müşk olarak ve sonrasında Farsça’da kazandığı bugünkü anlamıyla bu müşk Arapça ve Türkçe’ye misk olarak geçmiştir. Türkçe’de halk arasında “mis” (mis gibi) olarak da söylenir. Memeli ve küçük bir hayvan olan misk geyiği dişileri etkilemek için testislerinden siyah renkte, kıvamlı ve keskin kokan misk adlı maddeyi salgılar. Cinsel iktidar arttırıcı, yatıştırıcı, ağrı kesici, hafıza, göz ve kalp kuvvetlendirici olarak tarihte -tıpta- kullanılmıştır. Çok pahalı olan bu madde bugün parfümeri sanayisinde kullanılmaktadır. Ayrıca misk öküzü-kedisi-sıçanı gibi hayvanlardan da çıkarılır ama bunların kalitesi düşüktür. Cahiliye Arapları kullandıkları miske en güzel koku diyordu. Ayrıca üst tabaka Arap kadınları yataklarına bu kokuyu sürüyordu. Muhammed’e göre de en güzel koku olup cenneti anlatan hadislerinde buna sıkça değinmiştir: Normal hayatın yanı sıra Kabe’yi tavaf ederken bile bu kokuyu sürünmüştür. ‘Misk geyiğinin öz olarak yaşadığı yerler Tibet, Moğolistan, Çin’in güneyi ve Vietnam’ın kuzeyidir’ hatırlatmasını yaptıktan sonra o dönemlerde Misk Orta Doğu’ya İpek Yolu ve deniz yollarıyla gelmekteydi: Üretilip geldiği yerlere göre birçok misk çeşidi bulunuyordu; Tibetî, Sînî (Çin), Soğdî (Tacikistan), Hindî, Kanbârî (Kazakistan), Tuğur Gūzî, (Dokuz Oğuz, Moğolistan), Cebelî (Sind, Pakistan), Cezîrî (Güneydoğu Anadolu), Asmârî (Doğu Afrika’daki Eritre) gibi birçok çeşit ismi vardı. Erkek misk geyiği dişileri etkilemek ve kendi bölgesini belirlemek için kayalara-çalılara misk salgısını sürer ve bu kurur, insanlar da bunu toplar ve eklemelerle sıvılaştırıp satardı; ayrıca misk hayvandan doğrudan da elde edilirdi. Misk İslam kültüründe güzel konunun ve temizliğin sembolüdür. İslam edebiyatında ise miske Muhammed’in saçları benzetmesi yapılır.<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-207"><sup>[207]</sup></a></p>
<p>Şarap (veya alkollü içecek) üretimi çok emek isteyen zor bir iştir. Öyle ki yüksek kalitede şarap üretebilmek daha da zordur. Tarihte alkollü içecek üretimi zamanla gelişmiştir. Eskiden (MÖ 7000 – MS 700) üretilen içkiler günümüze oranla (bilgi, birikim, teknoloji, bilim sayesinde tat, aroma, koku, renk vs. olarak) kalite bakımından daha düşüktü diyebiliriz<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-202"><sup>[202]</sup></a> fakat istisnai olarak zor bulunup değeri/fiyatı yüksek olan iyi içkiler de geçmişte bulunmaktaydı<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-199"><sup>[199]</sup></a><a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-206"><sup>[206]</sup></a><a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-208"><sup>[208]</sup></a><a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-209"><sup>[209]</sup></a>. Eldeki verilerle bilinene göre bira Mezopotamya’da MÖ ∼7000’de, şarap İran’da MÖ ∼6000’de, bildiğimiz ekmek ise Mısır’da MÖ ∼3500’de ilk defa ortaya çıkmıştır. Bu üçünün oluşmasına / yapılmasına sebep olan Saccharomyces cerevisiae adında bir maya türüdür: Yani içki/alkol ve ekmek aynı mayadan yapılır: Bu maya<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-210"><sup>[210]</sup></a> (veya mantar<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-211"><sup>[211]</sup></a>), bakteri gibi canlı bir mikroorganizmadır. Tarihte yapılan ilk ekmekler bira mayası kullanılarak üretilmiştir.<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-210"><sup>[210]</sup></a> Yanı sıra şeker içeren tüm meyve ve sebzelerde; ekmek, peynir, yoğurt, turşu, sirke gibi maya ile yapılan tüm ürünlerde çok az da olsa alkol (sarhoşluk veren -etil- alkol, etanol) bulunur<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-211"><sup>[211]</sup></a><a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-212"><sup>[212]</sup></a><a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-213"><sup>[213]</sup></a> (ekmek gibi pişirilerek yapılan yiyeceklerde alkolün bir kısmı uçsa da alkolün bir kısmı bu yiyeceklerde yine de kalır<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-212"><sup>[212]</sup></a>) ve hatta insan vücudunun kendisi bile (vücudumuzda bulunan -bizi oluşturan- yaşamamız için gerekli olup da bizim yapamadığımız vitamin gibi birtakım organik bileşikleri yapan, daha çok sindirim sisteminde bulunan -faydalarından dolayı gerek besleyerek gerekse diğer yollarla ve yuva olarak kendilerini koruduğumuz, onların da bizi koruduğu- ∼100 trilyon kadar bakteri yediğimiz şekerli/karbonhidratlı gıdalardan -her defasında- yan ürün olarak) alkol üretir ama bunun çoğu karaciğerde enzimlerle parçalanır (bu, vücudun evrimle gelişen savunma mekanizmasıdır, çürük meyveleri yiyen çeşitli sineklerde bu daha da gelişmiştir, eğer bu olmasaydı yaşıyor olmazdık)<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-214"><sup>[214]</sup></a> kalan çok az bir miktar alkol ise vücutta (kanda) dolaşır, ve hatta sindirim sisteminde oluşan bu alkol ile kanda bulunan bu alkolden dolayı nefesimizde bile az da olsa alkol ve alkol kokusu bulunur<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-212"><sup>[212]</sup></a>. (Tabii burada “az alkol”den kasıt bira, şarap gibi içkilere oranladır. Normal bir birada alkol oranı %5,<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-215"><sup>[215]</sup></a> normal bir şarapta ise %12’dir:<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-200"><sup>[200]</sup></a> Sirke %2-0.5, kefir %2-0.5,<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-212"><sup>[212]</sup></a> olgun muz %1,<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-216"><sup>[216]</sup></a> boza %1,<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-215"><sup>[215]</sup></a> turşu %0.5,<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-216"><sup>[216]</sup></a> pişmemiş patates %0.5,<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-213"><sup>[213]</sup></a> üzüm suyu %0.4,<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-216"><sup>[216]</sup></a> yoğurt %0.25, portakal %0.21,<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-213"><sup>[213]</sup></a> elma suyu %0.2, beyaz ekmek %0.2,<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-216"><sup>[216]</sup></a><a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-217"><sup>[217]</sup></a> hurma %0.19, ekmek mayası %0.124,<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-213"><sup>[213]</sup></a> satılan meyve suları %0.1,<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-212"><sup>[212]</sup></a>, kola ve gazoz %0.02:<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-213"><sup>[213]</sup></a> Tabii bu oranlar ortalama bir değer olup yetiştirildiği ve/veya yapım aşaması koşullarına göre artabilir de azalabilir de.</p>
<p>İslam öncesindeki Araplar da diğer toplumlar gibi çeşitli meyve ve sebzelerden (veya bulabildikleri içki yapılabilecek her şeyden) içki/alkol üretmişlerdir. Araplar çok değer verdiği kaliteli şaraba “rahîķ” demişlerdir ki bu kelime Kur’an’da da (Mutaffifin 25, 26) cenettekilerin içeceği şarap olarak geçmektedir. Her dönemde olduğu gibi o dönemlerde de kaliteli şarap zor bulunurdu ve değeri/fiyatı pahalıydı. Hicaz’da (Mekke-Medine ve çevresinde) üretilmesinin yanı sıra buraya dışarıdan birçok içki de getirilirdi ayrıca uluslararası yollar üzerinde de satılırdı. İslam’dan önce içki içmeyen ve onu haram sayan hanifler vardı.<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-208"><sup>[208]</sup></a> Tarımla yerleşik hayata geçildikten sonra içki üretiminde en çok tercih edilen meyve üzüm ve en çok üretilen içki de bu üzümden elde edilen şarap olmuştur. Budizm’deki 5 temel emirden (pañchašila) birisi içki içmemektir.<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-218"><sup>[218]</sup></a> İslam öncesindeki Araplar’da içki yapımı ve tüketilmesi yaygındı: Çok kaliteli şaraplar onlara çoğunlukla dışarıdan geliyordu ve fiyatları yüksekti (veya dışarıdan ucuza alınıp Hicaz’da pahalıya satılıyordu). Ömer ve yanındakilerin Muhammed’e “Yâ Resûlallah! Bize şarap hakkında bir hüküm ver, çünkü şarap aklı giderip malı telef ediyor” demesiyle Bakara suresindeki 219. ayet oluşmuştur, nâzil/nüzûl olmuştur (veya bu ayetin oluşma sebebidir). Yine Ömer ve yanındakilerin içkinin yasaklanması adına Muhammed’e durmadan söylenmeleri ve içkili bir davette sarhoş olan muhacir ve ensar arasında tartışma sonucunda çıkan sarhoşi bir kavga neticesinde Maide suresindeki 90 ve 91. ayetler nâzil olmuştur.<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-209"><sup>[209]</sup></a></p>
<p style="text-align: left;">___________________<br />
<a name="dipnot-198"></a><sup>[198]</sup> Bu sitedeki yazılarıma <a href="https://web.archive.org/web/20220308235957/https://www.mutlakbilim.net/harvard-uni-si-prof-gonul-tekinden-antik-mezopotamya-inanclari-ve-gunumuze-etkileri/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><em>bk.</em></a> (Dizin 132), <a href="https://web.archive.org/web/20220309012113/https://www.mutlakbilim.net/sumerler-ve-antik-mezopotamya-inanclari/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><em>bk.</em></a> (Dizi 175).<br />
<a name="dipnot-199"></a><sup>[199]</sup> Ahmet Uhri, Ergün Laflı, Murat Yankı, “<em>Üzümün Akdeniz’deki Yolculuğu: Konferans Bildirileri</em>“, İzmir Büyükşehir Belediyesi Akdeniz Akademisi, Aralık 2017, &lt;<a href="http://www.izmeda.org/Upload_Files/FckFiles/file/Kitap/UzumunAkdenizdekiYolculuguWEB.pdf" target="_blank" rel="noopener noreferrer">http://www.izmeda.org/Upload_Files/FckFiles/file/Kitap/UzumunAkdenizdekiYolculuguWEB.pdf</a>&gt; Erişim: 31 Temmuz 2018, s. 14, 24, 26, 190.<br />
<a name="dipnot-200"></a><sup>[200]</sup> Mehmet Utku, “<em>Şarap Üretim İşletmelerinde Maliyet Sistemi ve Bir Uygulama</em>“, Pamukkale Ü. Genel İşletme Programı, Doktora Tezi, Denizli, Ekim 2015, &lt;<a href="http://acikerisim.pau.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/11499/631/Mehmet%20Utku.pdf?sequence=1&amp;isAllowed=y" target="_blank" rel="noopener noreferrer">http://acikerisim.pau.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/11499/631/Mehmet%20Utku.pdf?sequence=1&amp;isAllowed=y</a>&gt; Erişim: 31 Temmuz 2018, s. 9, 14.<br />
<a name="dipnot-201"></a><sup>[201]</sup> Jean Luc Colin, “Gurme Köşesi: Önolog Jean Luc Colin’den”, <em>Diren Şarapları</em>, 2013, &lt;<a href="http://www.diren.com.tr/Gurme.asp" target="_blank" rel="noopener noreferrer">http://www.diren.com.tr/Gurme.asp</a>&gt; Erişim: 31 Temmuz 2018.<br />
<a name="dipnot-202"></a><sup>[202]</sup> Zeliha Kaya, “Şarap Üretimi ve Kalite”, İstanbul Aydın Ü., <em>Aydın Gastronomy Dergisi</em>, Cilt: 1, Sayı: 2, 2017, &lt;<a href="http://dergipark.gov.tr/download/article-file/498270" target="_blank" rel="noopener noreferrer">http://dergipark.gov.tr/download/article-file/498270</a>&gt; Erişim: 31 Temmuz 2018, s. 18, 19, 23, 24, 26, 27. ss. 17-30.<br />
<a name="dipnot-203"></a><sup>[203]</sup> Bianca Nogrady, “Az Alkol Gerçekten Yararlı Mı?”, <em>BBC News Türkçe</em>, 1 Ekim 2015, &lt;<a href="https://www.bbc.com/turkce/haberler/2015/10/151001_vert_fut_alkol_yararli_mi" target="_blank" rel="noopener noreferrer">https://www.bbc.com/turkce/haberler/2015/10/151001_vert_fut_alkol_yararli_mi</a>&gt; Erişim: 1 Ağustos 2018.<br />
<a name="dipnot-204"></a><sup>[204]</sup> Matt Shinners, Colin Murdoch, “Alkolün İşe Yaradığı Altı Durum”, <em>Haber Türk</em>, 20 Temmuz 2010, &lt;<a href="https://www.haberturk.com/yasam/haber/534322-alkolun-ise-yaradigi-alti-durum" target="_blank" rel="noopener noreferrer">https://www.haberturk.com/yasam/haber/534322-alkolun-ise-yaradigi-alti-durum</a>&gt; Erişim: 1 Ağustos 2018.<br />
<a name="dipnot-205"></a><sup>[205]</sup> Engin Yaralı, “<em>Alkollü ve Alkolsüz İçecekler Teknolojisi</em>“, Adnan Menderes Ü. Ders Notları, 20 Temmuz 2017, &lt;<a href="http://www.akademik.adu.edu.tr/myo/cine/webfolders/File/ders%20notlari/Alkollu%20ve%20alkolsuz%20icecek%20teknolojisi.pdf" target="_blank" rel="noopener noreferrer">http://www.akademik.adu.edu.tr/myo/cine/webfolders/File/ders notlari/Alkollu ve alkolsuz icecek teknolojisi.pdf</a>&gt; Erişim: 1 Ağustos 2018, s. 67, 81, 82, 95, 109, 130.<br />
<a name="dipnot-206"></a><sup>[206]</sup> Cennet Pişkin, “<em>Antik Çağ’da Karia Bölgesi’nde Dionysos Kültü ve Şarap Üretimi</em>“, Ege Ü. Klasik Arkeoloji Ana Bilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, İzmir 2007, &lt;<a href="http://www.acikerisim.ege.edu.tr:8081/jspui/handle/11454/2606" target="_blank" rel="noopener noreferrer">http://www.acikerisim.ege.edu.tr:8081/jspui/handle/11454/2606</a>&gt; Erişim: 1 Ağustos 2018, s. 51-54. (Linkteki Göster/Aç’a tıklayınca eser indirilecektir, işlem biraz uzun sürelebilir.)<br />
<a name="dipnot-207"></a><sup>[207]</sup> Turhan Baytop, Nebi Bozkurt, “Misk”, <em>TDV İslâm Ansiklopedisi (DİA)</em>, TDV İslâm Araştırmaları Merkezi (İSAM), 2005, &lt;<a href="http://www.islamansiklopedisi.info/dia/pdf/c30/c300115.pdf" target="_blank" rel="noopener noreferrer">http://www.islamansiklopedisi.info/dia/pdf/c30/c300115.pdf</a>&gt; Erişim: 30 Temmuz 2018, Cilt: 30, s. 181. ss. 181, 182.<br />
<a name="dipnot-208"></a><sup>[208]</sup> Nebi Bozkurt, “İçki”, <em>TDV İslâm Ansiklopedisi (DİA)</em>, TDV İslâm Araştırmaları Merkezi (İSAM), 2000, &lt;<a href="http://www.islamansiklopedisi.info/dia/pdf/c21/c210314.pdf" target="_blank" rel="noopener noreferrer">http://www.islamansiklopedisi.info/dia/pdf/c21/c210314.pdf</a>&gt; Erişim: 1 Ağustos 2018, Cilt: 21, s. 455, 456. ss. 455, 456.<br />
<a name="dipnot-209"></a><sup>[209]</sup> Mustafa Baktır, “İçki”, İslam’da, <em>TDV İslâm Ansiklopedisi (DİA)</em>, TDV İslâm Araştırmaları Merkezi (İSAM), 2000, &lt;<a href="http://www.islamansiklopedisi.info/dia/pdf/c21/c210316.pdf" target="_blank" rel="noopener noreferrer">http://www.islamansiklopedisi.info/dia/pdf/c21/c210316.pdf</a>&gt; Erişim: 1 Ağustos 2018, Cilt: 21, s. 458, 459. ss. 458-462.<br />
<a name="dipnot-210"></a><sup>[210]</sup> Betül Kocaadam, Nilüfer Acar-Tek, “Ekmek, Bira, Şarap ve Yoğurdun Orijinleri ve Tarihsel Süreçleri”, <em>Beslenme ve Diyet Dergisi</em>, Türkiye Diyetisyenler Derneği, Cilt: 44, Sayı: 3, 2016, &lt;<a href="https://beslenmevediyetdergisi.org/index.php/bdd/article/view/109/81" target="_blank" rel="noopener noreferrer">https://beslenmevediyetdergisi.org/index.php/bdd/article/view/109/81</a>&gt; Erişim: 1 Ağustos 2018, s. 272-276. ss. 272-279.<br />
<a name="dipnot-211"></a><sup>[211]</sup> Ali Başman, “Ekmekte Bile Alkol Var”, <em>Milliyet</em>, Röportaj: Fehim Genç, 12 Ağustos 2013, &lt;<a href="http://www.milliyet.com.tr/-ekmekte-bile-alkol-var-/ekonomi/detay/1748645/default.htm" target="_blank" rel="noopener noreferrer">http://www.milliyet.com.tr/-ekmekte-bile-alkol-var-/ekonomi/detay/1748645/default.htm</a>&gt; Erişim: 1 Ağustos 2018. (Başman 2013’te Şarap Üreticileri Derneği başkanıydı.)<br />
<a name="dipnot-212"></a><sup>[212]</sup> Sencer Selçuk, “Alkol”, <em>Princeton Ü</em>., (t.y.), &lt;<a href="http://www.princeton.edu/~sselcuk/alkol.html" target="_blank" rel="noopener noreferrer">http://www.princeton.edu/~sselcuk/alkol.html</a>&gt; Erişim: 2 Ağustos 2018.<br />
<a name="dipnot-213"></a><sup>[213]</sup> BUTAL, Erbak Uludağ, “Patateste de Alkol Çıktı”, <em>Hürriyet</em>, TÜBİTAK Bursa Test ve Analiz Laboratuvarı <em>(BUTAL)</em>, 16-19 Ekim 2006, &lt;<a href="http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/patateste-de-alkol-cikti-5288743" target="_blank" rel="noopener noreferrer">http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/patateste-de-alkol-cikti-5288743</a>&gt; Erişim: 2 Ağustos 2018.<br />
<a name="dipnot-214"></a><sup>[214]</sup> Bilada Bilican, “Midedeki Alkol”, <em>Sistems</em>, Nisan 2004, &lt;<a href="http://www.sistems.org/midedeki_alkol.htm" target="_blank" rel="noopener noreferrer">http://www.sistems.org/midedeki_alkol.htm</a>&gt; Erişim: 2 Ağustos 2018. (Bilican moleküler biyolog, şu an nörolog).<br />
<a name="dipnot-215"></a><sup>[215]</sup> Süha Bora Şafak, “<em>Türk Bira Sektörü Analizi ve Türk Bira Firmalarının İhracat Olanakları</em>“, Dokuz Eylül Ü. Pazarlama Programı, Yüksek Lisans Tezi, 2006, &lt;<a href="http://acikerisim.deu.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/12345/11639/189960.pdf?sequence=1&amp;isAllowed=y" target="_blank" rel="noopener noreferrer">http://acikerisim.deu.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/12345/11639/189960.pdf?sequence=1&amp;isAllowed=y</a>&gt; Erişim: 2 Ağustos 2018, s. 7.<br />
<a name="dipnot-216"></a><sup>[216]</sup> Joseph Keul, “Herkes Alkol Alıyor!”, <em>Güneş</em>, Aktaran: Turgay Renklikurt, 12 Haziran 2013, &lt;<a href="http://www.gunes.com/yazarlar/turgay--renklikurt/herkes-alkol-aliyor-47298" target="_blank" rel="noopener noreferrer">http://www.gunes.com/yazarlar/turgay–renklikurt/herkes-alkol-aliyor-47298</a>&gt; Erişim: 2 Ağustos 2018.<br />
<a name="dipnot-217"></a><sup>[217]</sup> Nevzat Artık, “Elmada ve Ekmekte Daha Yüksek Alkol Var”, <em>Mynet</em>, 12 Ekim 2006, &lt;<a href="http://www.mynet.com/haber/finans/elmada-ve-ekmekte-daha-yuksek-alkol-var-218361-1" target="_blank" rel="noopener noreferrer">http://www.mynet.com/haber/finans/elmada-ve-ekmekte-daha-yuksek-alkol-var-218361-1</a>&gt; Erişim: 2 Ağustos 2018. (Artık 2006’da Tarım Bakanlığı’nda müdür yardımcısıydı.)<br />
<a name="dipnot-218"></a><sup>[218]</sup> Kürşat Demirci, “İçki”, İslam Öncesi Dinlerde, <em>TDV İslâm Ansiklopedisi (DİA)</em>, TDV İslâm Araştırmaları Merkezi (İSAM), 2000, &lt;<a href="http://www.islamansiklopedisi.info/dia/pdf/c21/c210315.pdf" target="_blank" rel="noopener noreferrer">http://www.islamansiklopedisi.info/dia/pdf/c21/c210315.pdf</a>&gt; Erişim: 2 Ağustos 2018, Cilt: 21, s. 456, 457. ss. 456-458.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Konu 270: MUHAMMED’İN RESİM-HEYKEL’İ YASAKLATMASI, RESMİNİ ÇİZDİRMEMESİ ve İPEK</title>
		<link>https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/muhammed-resim-heykel-ve-ipek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Alper Çadıroğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Oct 2023 12:27:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İslamiyet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.mutlakbilim.net/?p=11561</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kur’an:</strong> Al-i İmran 3: “Döl yataklarında size dilediği gibi suret veren O’dur. …”, Hicr 28, 29: “Hani Rabbin meleklere demişti: ‘Ben, kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan bir beşer yaratacağım.’ ‘Ona bir biçim verdiğimde ve ona ruhumdan üflediğimde hemen ona secde ederek (yere) kapanın.&#8217;”, Secde 7: “Ki O, yarattığı her şeyi en güzel yapan ve insanı…” 9: “…’düzeltip bir biçime soktu’ … kulak, gözler ve gönüller var etti.”, Haşr 24: “O Allah ki, yaratandır, (en güzel bir biçimde) kusursuzca var edendir, ‘şekil ve suret’ verendir. …”, Teğabün 3: “… suretlerinizi güzel yaptı …”, Naziat 27: “Yaratmak bakımından siz mi daha güçsünüz yoksa gök mü? (Allah) Onu bina etti.”, A’raf 54: “…yaratmak … (yalnızca) O’nundur. …” 191: “… hiç bir şeyi yaratamayan şeyleri mi ortak koşuyorlar?” 194: “… taptıklarınız sizin gibi kullardır. …” 195: “Onların yürüyecek ayakları … tutacakları elleri … görecek gözleri … işitecek kulakları mı var?”, A’la 2: “O, yaratıp şekillendiren, âhenk veren ve düzene koyandır.” Nahl 13: “Sizin için yeryüzünde çeşitli renk ve biçimlerle yarattığı şeyleri de sizin hizmetinize verdi.” (sadece bu son iki ayet DİB’den alındı<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-185"><sup>[185]</sup></a>) (İnsana hizmet eden robotlar!).</p>
<p>Bu konu hakkında Buhari’nin naklettiği hadislere bakacak olursak: Muhammed’in eşi Âişe (Ayşe) anlatıyor: “Rasûlullah bir seferden dönmüştü. (O yokken) ben, yüklüğün önüne, üzerinde resimler bulunan bir bez (perde) çekmiştim. Rasûlullah perdeyi görünce, çekip attı, (öfkeden) yüzü de renklenmişti. ‘Ey Âişe!’ -buyurdular,- ‘Bil ki, kıyamet günü insanların en çok azap görecek olanı Allah’ın yarattıklarını taklit edenlerdir.’ -Âişe devamla:- Biz o bezi kestik, bir veya iki minder yaptık.” demiştir. Yine Âişe’nin anlattıklarına göre, kendisi üzerinde resimler bulunan bir minder almış ve onu eve koymuştu, Muhammed: “Şu minderin burada işi ne?”, Âişe: “…yaslanasın diye senin için satın almıştım. Bir kusur mu işledim?”, Muhammed: “Bu resimleri yapanlara kıyamet gününde azap edilir ve onlara ‘Hadi bakalım, yaptığınız şu sûretlere bir de can verin.’ denilir. İçinde resimler bulunan eve melekler girmez.” demiştir. Yine Muhammed’in söylediğine göre: “Melekler, içerisinde köpek ve tesâvîr bulunan eve girmezler.” (Tesâvîr: Resim, heykel, suret, timsal vb.). Yine Muhammed: “Her resim yapan (musavvir) cehennemdedir ve Allah, yaptığı resime ruh üfleyinceye kadar bu adama azap eder. Ruh üflemesi de zaten mümkün değildir.”</p>
<p>Bu ayet ve hadislere baktığımızda İslam’da resim, heykel ve saireye sıcak bakılmadığı anlaşılmaktadır öyle ki Muhammed bizzat -her neyde ve nerede olursa olsun, çizilen veya yapılan- resim, heykel, suret, timsal ve benzeriyi yasaklamıştır. Bu yasak sadece ibadet ve türevleri amacıyla yapılan put, heykel vs. için gelmemiştir, “Allah’ın yarattığının hiç kimse taklidini ve/veya benzerini yapamaz” düşünseli için de gelmiştir. Ayrıca Hıristiyanlık’taki İsa, çarmıh vs. görselleri de bu yasak kapsamında yanlış bulunmuştur.<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-186"><sup>[186]</sup></a></p>
<p>Resmin yasak olmasının görüşüme göre “diğer” nedenleri şunlar da olabilir: Avrupa-Mezopotomya-Mısır gibi bölgelerde heykel-resim sanatının Arabistan’a oranla daha gelişmiş olmasına, madeni paraların üstündeki yabancı krallara ve bir lüks olup herkesin bulamadığı resimli ipekten kumaşlara (elbiselere)<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-187"><sup>[187]</sup></a> tepki olarak. Ayrıca Muhammed’den önce Yeni Eflatunculuk’un kurucusu olup<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-188"><sup>[188]</sup></a> (ki Mısır’dan başlayarak yayılan bu akım İslam dinindeki çoğu düşünceyi içinde barındırır,<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-189"><sup>[189]</sup></a> -ki dolayısıyla- görüşüme göre İslam’ın oluşmasına etki edenler arasındadır) tek bir tanrıya inanan, din ve felsefe alimi olan Plotinus (MS 204-270)<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-188"><sup>[188]</sup></a> “mimesis” (taklik) düşünseli ile resminin veya heykelinin yapılmasını istememiştir<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-190"><sup>[190]</sup></a>. Mimesis (taklit): Platon’un başlattığı bu düşüncede yaşadığımız bu dünya (duyusal alem) gerçek dünyanın (idealar aleminin) bir yansımasıdır, taklididir. Sanat eseri ise bu dünyanın bir yansıması olduğundan taklidin taklididir, kopyanın kopyasıdır. Bu yüzden her türlü sanat (resim, heykel, şiir, tiyatro vs. hepsi) birer mimesistir. Sanat ile hakikatten gittikçe uzaklaşılır: Gerçekliği yansıtması bakımdan sanatın hiçbir değeri yoktur. Özetle değer sırası; sanat, bu dünya ve gerçek dünya olarak en yalandan en gerçeğe doğru dizilir.<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-191"><sup>[191]</sup></a></p>
<p>İpek böceğinden elde edilip çeşitli işlemlerden geçirilen ipeğin asıl vatanı Çin’dir. Çin’de ilk kullanımı MÖ 3. binyıla dayanıp MÖ 1. binyılın ikinci yarısına kadar sadece burada bulunmaktaydı. Çin’de ipek elbise giymek 1911 yılına kadar bir lükstü ve bu zamana kadar köylülerin ipek elbise giymeleri yasaktı. Çin’in titizlikle yapımını gizlediği ipek üretimi maalesef MS 419 yılından sonra -sırasıyla- Orta Asya, İran, Bizans ve saireye yayıldı. Bu yayılmadan önce ipeğin ipek böceğinden üretildiğini bilmeyen toplumlar (Persler’in -MÖ 4. yy.- ürettiği kalitesiz-kaba yaban ipeği ve Hintliler’in -MÖ 4. yy.- üretip bildiği iyi ipek hariç) bunu öğrenince ipek üretmeye başladılarsa da Çin kadar kaliteli -ince ve dayanıklı- ipek yapamadılar. Zaten bu yüzdendir ki MÖ 2. yy.dan itibaren var olup Çin, Orta Doğu, Mısır, Avrupa güzergahındaki İpek Yolu aracılığıyla Çin, ucuza yapıp sattığı kaliteli ipeklerden fazlaca kazanç elde etti. İpek Yolu’nun (bu yollar ağının) oluşmasına sebep olan birinci etmen ipektir. MÖ 4. yy.da imparator da dahil Pers sarayında yaban ipeğinden elbiseler giyilmekteydi. Hellenistik Dönem’den beri İskenderiye’de (Mısır) seçkin kadınlar ipekten elbise giyerlerdi, 7. Kleopatra P. (MÖ 51-30) bunların en tanınmışıdır. İpek, Roma İmparatorluğu’na MÖ 46 yılında girdi; ve bu tarihin devamında Parthlar’dan (İran) aldıkları ipek onlara pahalıya mal oluyordu. Öyle ki Roma hükümetinde bulunan aristokrat aileler (soylular, seçkinler) ve lükse düşkün zengin kadınlar ipek için (ipekten elbise ve ipekten mallar için) Hint kıtasını altına boğuyordu. Bu yüzdendir ki Roma senatosu bazen ipeğin alınmasını ve giyilmesini yasaklatmıştır. O dönemlerde ve devamında; Roma, Bizans, Parth, Sasani, Kuşan, Çin gibi devletlerde (yani Avrupa, Asya, Mısır ve etrafı, Arabistan da dahil Orta Doğu’da kısacası tüm dünyada) ‘ipek demek altın demek’ olup<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-192"><sup>[192]</sup></a> ipeğin değeri altınla ölçülmekteydi (ilerleyen dönemlerde de çok pahalıydı):<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-192"><sup>[192]</sup></a><a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-193"><sup>[193]</sup></a> İpeğe “tanrısal iplik” de deniliyordu:<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-193"><sup>[193]</sup></a> Ekonominin (refahlığın) ve lüksün bir göstergesiydi: Yanı sıra devletler, kavimler ve göçebeler arası ilişkilerde bir güç göstergesi olarak siyasi amaçlarla da kullanılmaktaydı. 6. ve 7. yy. da dahil uzun bir dönem boyunca pahalı ve lüks bir ürün olarak ipeğe olan ilgi neredeyse tüm dünyada olduğu gibi Arabistan’da da devam etti.<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-192"><sup>[192]</sup></a></p>
<p>Altın ve gümüş levhaların ince-uzun hale getirilip (ve/veya altın ve gümüş parçaların) ipliklerle birleştirilmesiyle yapılan ağır elbiselerin tarihi çok eskiye gitse de bunun zirve noktası Asia (Ege) Kralı 1. Attalos’a (MÖ 241-197) dayanmaktadır. Çünkü onun döneminde altından ve gümüşten çok esnek, fazlaca eğilebilen ince metal ipliklerin üretilmesi (tekniği) bulunmuş ve bunların yün ve ipekle eğdirilmesi veya birleştirilmesi ile ihtişamlı (ve hafif) elbiselerin yapımına başlanmıştı. Öyle ki bu biçimde süslenerek özel bir görünüm kazanan kumaşlara “Attalik” (Attaloslu) denilmiştir. Pergamon’dan (İzmir) çıkan bu altın işlemeli kumaş kısa sürede batısındaki Romalılar’a yayıldı (tabii sonrasında tüm Roma İmparatorluğu’na da). Altın-ipek karışım oranı (ki tamamen altından da kumaş yapılabiliyordu) ve mücevher eklenmesine göre bu tarz elbiselerin ağırlığı değişebiliyordu.<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-193"><sup>[193]</sup></a> Bildiğimiz üzere tarih boyunca toplumlar altına (ve değerli madeni taşlara) tanrısal-ilahi bir anlam yüklemişlerdi. Liderlik makamının tanrısallıkla ilişkilendirilmesinde altının önemi büyüktü.<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-193"><sup>[193]</sup></a><a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-194"><sup>[194]</sup></a> Altın işlemeli elbiseler neredeyse tüm dünyada biliniyordu ama bu madenin azlığından dolayı öyle herkes giyemiyordu: Gerek tanrısallık gerekse ihtişamın bir göstergesi olarak liderlerin, soyluların ve çok zenginlerin giyebildiği bu elbise<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-193"><sup>[193]</sup></a> Atlas kumaşı olarak günümüze kadar geldi.<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-195"><sup>[195]</sup></a> Atlas kelimesi aslında Eski Yunan’da cenneti taşıyan<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-196"><sup>[196]</sup></a> ve/veya Zeus tarafından gökteki yıldızlara dönüştürülen bir titan olan Atlas’tır:<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-197"><sup>[197]</sup></a> Doğal olarak ipekten atlas kumaşı sözündeki atlas da buradan gelmekte olup görüşüme göre bu öbeğin oluşmasında kral (At)t(a)(l)o(s)’un da etkisi vardır.</p>
<p><strong>Kur’an’daki Analizi</strong></p>
<p>İnsan 11 …Allah, onları … korumuş… 12 Ve sabretmeleri dolayısıyla cennetle ve ipekle ödüllendirmiştir.<br />
Kehf 31 Onlar; …Adn cennetleri onlarındır, orada … hafif ipekten ve ağır işlenmiş atlastan yeşil elbiseler giyerler ve tahtlar üzerinde kurulup dayanırlar.<br />
Hac 23 Hiç şüphesiz Allah, iman edenleri ve salih amellerde bulunanları altından ırmaklar akan cennetlere sokar, orada altından bileziklerle ve incilerle süslenirler; oradaki elbiseleri ipek(ten)tir.<br />
Duhan 52 Cennetlerde… 53 Hafif ipekten ve ağır işlenmiş atlastan (elbiseler) giyinirler, karşılıklı (otururlar).</p>
<p style="text-align: left;">___________________<br />
<a name="dipnot-185"></a><sup>[185]</sup> <em>DİB Kur’an-ı Kerim Meali</em>, <a href="https://kuran.diyanet.gov.tr/mushaf/kuran-meal-2/ala-suresi-87/ayet-2/diyanet-isleri-baskanligi-meali-1" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><em>bk.</em></a> ve <a href="https://kuran.diyanet.gov.tr/mushaf/kuran-meal-2/nahl-suresi-16/ayet-13/diyanet-isleri-baskanligi-meali-1" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><em>bk.</em></a> (<a href="https://web.archive.org/web/20220401132311/https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/">166.</a> dipnota bakınız).<br />
<a name="dipnot-186"></a><sup>[186]</sup> <em>Sorularla İslamiyet</em>, “Resim ve fotoğraf konusunda detaylı bilgi verir misiniz? İslâm’ın bu konuya bakışı nasıldır? Canlılara ait resimler çizilebilir mi?”, 10 Ağustos 2006, &lt;<a href="https://sorularlaislamiyet.com/resim-ve-fotograf-konusunda-detayli-bilgi-verir-misiniz-islamin-bu-konuya-bakisi-nasildir-canlilara" target="_blank" rel="noopener noreferrer">https://sorularlaislamiyet.com/resim-ve-fotograf-konusunda-detayli-bilgi-verir-misiniz-islamin-bu-konuya-bakisi-nasildir-canlilara</a>&gt; Erişim: Kasım 2011.<br />
<a name="dipnot-187"></a><sup>[187]</sup> Bu cümledeki görüş bana ait olup cümlenin içinde geçen ilgili bilgiler yazının devamında verildi: Özellikle Ülfet’teki 258 tane görsele bakınız.<br />
<a name="dipnot-188"></a><sup>[188]</sup> Mehmet Sait Reçber, “Plotinus: Tanrı’nın Birliği ve Basitliği Üzerine”, <em>Ankara Ü. İlahiyat Fakültesi Dergisi</em>, Cilt: 51, Sayı: 1, 2010, &lt;<a href="http://ktp.isam.org.tr/pdfdrg/d00001/2010_c51_1/2010_c51_1_recberms.pdf" target="_blank" rel="noopener noreferrer">http://ktp.isam.org.tr/pdfdrg/d00001/2010_c51_1/2010_c51_1_recberms.pdf</a>&gt; Erişim: 29 Temmuz 2018, s. 60, 62. ss. 59-78.<br />
<a name="dipnot-189"></a><sup>[189]</sup> Eyüp Şahin, Haris Macic, “İslâm Felsefesine Bir Adım Olarak Neoplatonism (Yeni Eflatunculuk): Proclus ve Fârâbi Arasında Metafizik Bir Karşılaştırma”, <em>Ankara Ü. Sosyal Bilimler Dergisi</em>, Cilt: 5, Sayı: 2, 2014, &lt;<a href="http://sobild.ankara.edu.tr/index.php/sobild/article/view/823/188" target="_blank" rel="noopener noreferrer">http://sobild.ankara.edu.tr/index.php/sobild/article/view/823/188</a>&gt; Erişim: 29 Temmuz 2018, s. 193, 194. ss. 192-226.<br />
<a name="dipnot-190"></a><sup>[190]</sup> Wikipedia Autoren, “Plotin” (☆), <em>Wikipedia, Die freie Enzyklopädie</em>, &lt;<a href="https://de.wikipedia.org/wiki/Plotin" target="_blank" rel="noopener noreferrer">https://de.wikipedia.org/wiki/Plotin</a>&gt; Erişim: 30 Temmuz 2018.<br />
<a name="dipnot-191"></a><sup>[191]</sup> Esra Yıldız Turan, “Platon’un İdealar Kuramı Ekseninde Mimesis Olarak Sanat”, <em>Tarih Okulu Dergisi</em>, Yıl: 8, Sayı: 22, Haziran 2015, &lt;<a href="http://www.johschool.com/Makaleler/2102104261_1.%20ESRA%20YILDIZ%20TURAN.pdf" target="_blank" rel="noopener noreferrer">http://www.johschool.com/Makaleler/2102104261_1. ESRA YILDIZ TURAN.pdf</a>&gt; Erişim: 30 Temmuz 2018, s. 1. ss. 1-8.<br />
<a name="dipnot-192"></a><sup>[192]</sup> Mehmet Tezcan, “İpek Yolu’nun İran Güzergâhı ve İpek Yolu Ticaretine İran Engellemesi”, <em>Uluslararası Türkçe Edebiyat Kültür Eğitim Dergisi</em>, Cilt: 3, Sayı: 1, 2014, &lt;<a href="http://www.tekedergisi.com/makaleler/1621417040_6tezcan.pdf" target="_blank" rel="noopener noreferrer">http://www.tekedergisi.com/makaleler/1621417040_6tezcan.pdf</a>&gt; Erişim: 29 Temmuz 2018, s. 96-99, 104, 109, 110, 117. ss. 96-123.<br />
<a name="dipnot-193"></a><sup>[193]</sup> Ülfet Yıldırım, “<em>Antik Dönemde Kadın ve Süslenme</em>“, Dokuz Eylül Ü. Klasik Arkeoloji Programı, Yüksek Lisans Tezi, 2009, &lt;<a href="http://acikerisim.deu.edu.tr/xmlui/handle/12345/11098" target="_blank" rel="noopener noreferrer">http://acikerisim.deu.edu.tr/xmlui/handle/12345/11098</a>&gt; Erişim: 29 Temmuz 2018, s. 16, 97, 118, 134, 179, 181, 182, 184, 185, 227. (Linkte göster/aç’a tıkladığınızda PDF dosyası indirilecektir.) (Bu değerli çalışmada 238. sayfadan sonraki “Ek” kısmında -yani çalışmanın sonunda- 79 tane sayfada bulunan 258 adet görsele bakmanızı öneririm.)<br />
<a name="dipnot-194"></a><sup>[194]</sup> Bu sitedeki yazılarıma <a href="https://web.archive.org/web/20220328014009/https://www.mutlakbilim.net/misir-mitolojisi/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><em>bk.</em></a> (Dizin 183), <a href="https://web.archive.org/web/20220323022838/https://www.mutlakbilim.net/turkler-ve-turk-inanclari/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><em>bk.</em></a> (Dizin 287, 1.6 dipnot), <a href="https://web.archive.org/web/20220310123757/https://www.mutlakbilim.net/ilk-insanlarin-tarihi-ve-inanclari/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><em>bk.</em></a> (Dizin 127).<br />
<a name="dipnot-195"></a><sup>[195]</sup> Semra Özçıtak, “<em>Bergama Arkeoloji Müzesi’nde Bulunan Geleneksel Tekstillerin Kataloglanması</em>“, Dokuz Eylül Ü. Geleneksel Türk El Sanatları Anasanat Dalı, Yüksek Lisans Tezi, 2010, &lt;<a href="http://acikerisim.deu.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/12345/9711/280178.pdf?sequence=1&amp;isAllowed=y" target="_blank" rel="noopener noreferrer">http://acikerisim.deu.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/12345/9711/280178.pdf?sequence=1&amp;isAllowed=y</a>&gt; Erişim: 29 Temmuz 2018, s. 144.<br />
<a name="dipnot-196"></a><sup>[196]</sup> Axel Karenberg, “The World of Gods and the Body of Man: Mythological Origins of Modern Anatomical Terms”, <em>Anatomy: International Journal of Experimental and Clinical Anatomy</em>, Cilt: 7, Sayı: 1, 2013, &lt;<a href="http://dergipark.gov.tr/download/article-file/371117" target="_blank" rel="noopener noreferrer">http://dergipark.gov.tr/download/article-file/371117</a>&gt; Erişim: , s. 8. ss. 7-22.<br />
<a name="dipnot-197"></a><sup>[197]</sup> Didem Demiralp, “Eski Yunan Yazınından İki Ekphrasis Örneği – Homeros’un ‘Akhilleus’un Kalkanı’ ile Hesiodus’un ‘Herakles’in Kalkanı’nın Karşılaştırılması”, <em>Turkish Studies</em>, Cilt: 9, Sayı: 10, Sonbahar 2014, &lt;<a href="http://www.academia.edu/10114307/TWO_ECPHRASIS_SAMPLES_FROM_ANCIENT_GREEK_LITERATURE_HOMER_S_THE_SHIELD_OF_ACHILLES_and_HESIOD_S_THE_SHIELD_OF_HERACLES_" target="_blank" rel="noopener noreferrer">http://www.academia.edu/10114307/two_ecphrasis…</a>&gt; Erişim: 29 Temmuz 2018, s. 362. ss. 359-370.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Konu 269: İSLAM’DAN ÖNCE NAMAZ VE ORUÇ</title>
		<link>https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/islamdan-once-namaz-ve-oruc/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Alper Çadıroğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Oct 2023 12:26:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İslamiyet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.mutlakbilim.net/?p=11559</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Hayvanların kendinden üstününe karşı başını yere doğru götürerek eğilmesi görüşüme göre avcı insanlarda anne-babaya, grup liderine ve saireye eğilme olarak oradan da tarıma geçen insanlarda krala, firavuna, tanrılara ve saireye eğilme olarak geçmiş olmalıdır: Namazın asıl kökeni de bu olsa gerek.</p>
<p>Hinduizm’de saygıyla eğilme, selamlama, dua etme anlamlarındaki Hintçe “namaskar” kelimesi Farsça’ya (Persler’e, İran’a)<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-181"><sup>[181]</sup></a> saygıyla eğilme, kulluk ve ibadet etme anlamlarıyla<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-182"><sup>[182]</sup></a> “nemaz” olarak oradan da Türkçe’ye (Selçuklular’a, Anadolu’ya) “namaz” olarak aktarılıp geçmiştir. Saygı sunma, dua etme, bağlanma,<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-181"><sup>[181]</sup></a> ibadet etme, bağışlanmayı isteme, yalvarma anlamlarındaki Arapça “salat” ile namaz aynı anlama gelmektedir.<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-181"><sup>[181]</sup></a><a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-182"><sup>[182]</sup></a> Hinduizm’de tanrıya/kurtuluşa ulaşmak için yapılan Surya Namaskar yogasında -kıyam, rüku, secde gibi- namaz benzeri tekrarlanan hareketler ile tekrarlanan dualar vardır. Ayrıca günde 5 vakit yapılan Nama-Yajna’dan hemen önce vücudun 5 farklı yeri -abdest alma gibi- suyla temizlenirdi. Hinduizm’de oruç mevcuttu öyle ki Buda’nın 49 gün boyunca oruç tuttuğu bile söylenir. Orta Doğu’da İslam’dan önceki namaz(lar)ı etkileyenler arasında Hinduizm’deki bu namaskar(lar) da bulunmakta<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-181"><sup>[181]</sup></a> olup görüşüme göre bu etkileşme İpek ve Baharat yolları eşliğinde gelen Hindu alıcı ve satıcılarla ve/veya Orta Doğu’da kurulan büyük panayırlara gelen Hindular ile ve/veya da Hinduizm’i yaymaya çalışan çeşitli Hindu gurularla olmuş olmalıdır.</p>
<p>Yahudi ve Hıristiyanlar’da rüku olmaksızın kıyam ve secde ile tekrarlanan dualar eşliğinde namaz vardı: Oruç da katı kurallar eşliğinde mevcuttu.<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-183"><sup>[183]</sup></a> Sabiiler günde 7 vakit (veya 5 vakit) kuzeye dönerek tekrarlanan dualar eşliğinde namaz kılıyorlardı, vaftiz şeklinde abdest de alıyorlardı: Yılda 1 ay oruç tutuyorlardı. Manihanizm’deki namaz da Sabiilik’teki namaza benzerdir: Burada ise yılda 100 gün oruç tutumu vardır.<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-184"><sup>[184]</sup></a></p>
<p style="text-align: left;">___________________<br />
<a name="dipnot-181"></a><sup>[181]</sup> Bu sitedeki yazılarıma <a href="https://web.archive.org/web/20220323022820/https://www.mutlakbilim.net/hinduizm-inanclari/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><em>bk.</em></a> (Dizin 194, 198-201).<br />
<a name="dipnot-182"></a><sup>[182]</sup> M Kâmil Yaşaroğlu, “Namaz”, <em>TDV İslâm Ansiklopedisi (DİA)</em>, TDV İslâm Araştırmaları Merkezi (İSAM), 2006, &lt;<a href="http://www.islamansiklopedisi.info/dia/pdf/c32/c320256.pdf" target="_blank" rel="noopener noreferrer">http://www.islamansiklopedisi.info/dia/pdf/c32/c320256.pdf</a>&gt; Erişim: Mayıs 2018, Cilt: 32, s. 350. ss. 350-357.<br />
<a name="dipnot-183"></a><sup>[183]</sup> Bu sayfadaki <a href="https://web.archive.org/web/20220401132311/https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/">bk.</a> 261. konu.<br />
<a name="dipnot-184"></a><sup>[184]</sup> Bu sitedeki yazılarıma <a href="https://web.archive.org/web/20220309063226/https://www.mutlakbilim.net/zerdustluk-sabiilik-ve-manihanizm/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><em>bk.</em></a> (Dizin 273, 277).</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Konu 268: KUR’ANDA BİRBİRİNE KARIŞMAYAN SULAR, KUSTO ve SECUNDUS</title>
		<link>https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/kuranda-birbirine-karismayan-sular-kusto-ve-secundus/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Alper Çadıroğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Oct 2023 12:25:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İslamiyet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.mutlakbilim.net/?p=11557</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kur’an:</strong> Furkan 53 İki denizi (birbirine) salıp katan O’dur; bu, tatlı, susuzluğu giderici, bu da tuzlu ve acıdır. İkisinin arasında (birbirlerine karışmalarını önleyen) bir engel (berzah) ve aşılmayan bir sınır koymuştur.</p>
<p>Jacques-Yves Cousteau (1910-1997): Kaptan Kusto, okyanus uzmanıdır. Deniz sularının birbirine karışmadığını görünce, bunun da Kur’anda yazdığını öğrenince, Kur’an’a hayran kalmıştır fakat Müslüman değildir, olmamıştır.<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-178"><sup>[178]</sup></a></p>
<p>Ama şu belirtilmedilir ki İslam’dan yaklaşık 500 sene önce Kızıldeniz’deki tatlı-tuzlu suyun karışmadığını bulan Romalı bilim adamı Gaius Plinius Secundus’un (MS 23-79) yazılarına bakalım: “Denize bir borudan akar gibi karışan tatlı suyun özellikleri daha da ilginç ve harikadır. Çünkü suda hayret edilecek özellikler vardır. Kendisi daha ağır olan deniz suyu, kendisinden daha hafif olan tatlı suyu üzerinde taşır. Dolayısıyla tatlı su, deniz suyundan hafif olduğu için deniz suyuna karışmaz ve denizin üzerinde yüzer”.<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-179"><sup>[179]</sup></a></p>
<p>Ayrıca Amazon Nehri’nin geçtiği kentlerden birisi de Brezilya’daki Manaus’tur. Manaus’taki Amazon’da “dağ, orman gibi geldikleri kaynaklardan aldıkları organik madde, mineral vs. farklılığından dolayı çatallanan kollar olmaktadır, burada sular birbirine karışmaz.” (Yani çatallanma ile farklı ya da çeşitli suların ayrı yerlerde olması – karışmaması söz konusudur.) Manaus’ta olan bu olay Amazon’un Rio Negro ve Rio Solimoes kollarında gerçekleşmektedir. Ayrıca Amazon’un farklı yerlerinde çatallanmalar görülmektedir. En popüleri Rio Negro’dur.<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-180"><sup>[180]</sup></a></p>
<div class="gca-column one-half first">
<figure id="attachment_2312" class="wp-caption aligncenter" aria-describedby="caption-attachment-2312"><a href="./İSLAMİYET (20. Bölüm_ 39 Konu) – © Mutlak Bilim'dir_files/Amazone_Manaus.jpg" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-2312 size-full" title="Tam çözünürlük ve tam boyutu yeni sekmede aç" src="./İSLAMİYET (20. Bölüm_ 39 Konu) – © Mutlak Bilim'dir_files/Amazone_Manaus.jpg" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" srcset="https://www.mutlakbilim.net/wp-content/uploads/2018/01/Amazone_Manaus.jpg 700w, https://www.mutlakbilim.net/wp-content/uploads/2018/01/Amazone_Manaus-300x193.jpg 300w, https://www.mutlakbilim.net/wp-content/uploads/2018/01/Amazone_Manaus-410x264.jpg 410w, https://www.mutlakbilim.net/wp-content/uploads/2018/01/Amazone_Manaus-427x275.jpg 427w, https://www.mutlakbilim.net/wp-content/uploads/2018/01/Amazone_Manaus-622x400.jpg 622w, https://www.mutlakbilim.net/wp-content/uploads/2018/01/Amazone_Manaus-512x329.jpg 512w" alt="" width="700" height="450" /></a><figcaption id="caption-attachment-2312" class="wp-caption-text">Amazon Nehri’nin kolları olan Rio Negro ve Rio Solimoes nehirlerinin birbirine karışmaması (Brezilya-Manaus)</figcaption></figure>
</div>
<div class="gca-column one-half">
<figure id="attachment_710" class="wp-caption aligncenter" aria-describedby="caption-attachment-710"><a href="./İSLAMİYET (20. Bölüm_ 39 Konu) – © Mutlak Bilim'dir_files/ryt655.jpg" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><img decoding="async" class="wp-image-710 size-full" title="Tam çözünürlük ve tam boyut için yeni sekmede aç" src="./İSLAMİYET (20. Bölüm_ 39 Konu) – © Mutlak Bilim'dir_files/ryt655.jpg" sizes="(max-width: 502px) 100vw, 502px" srcset="https://www.mutlakbilim.net/wp-content/uploads/2017/12/ryt655.jpg 502w, https://www.mutlakbilim.net/wp-content/uploads/2017/12/ryt655-300x185.jpg 300w, https://www.mutlakbilim.net/wp-content/uploads/2017/12/ryt655-423x261.jpg 423w" alt="" width="502" height="310" /></a><figcaption id="caption-attachment-710" class="wp-caption-text">Cebelitarık Boğazı (Tatlı ve Tuzlu su birbirine karışmıyor)</figcaption></figure>
</div>
<div class="gca-utility clearfix"></div>
<p style="text-align: left;">___________________<br />
<a name="dipnot-178"></a><sup>[178]</sup> Didier Cerceau, “Did Jaques Cousteau convert to Islam?”, <em>Answering-İslam</em>, 1991 (Mektubun tarihi), &lt;<a href="https://answering-islam.org/Hoaxes/cousteau.gif" target="_blank" rel="noopener noreferrer">https://answering-islam.org/Hoaxes/cousteau.gif</a>&gt; ve &lt;<a href="https://answering-islam.org/Hoaxes/cousteau.html" target="_blank" rel="noopener noreferrer">https://answering-islam.org/Hoaxes/cousteau.html</a>&gt; Erişim: Mart 2017.<br />
<a name="dipnot-179"></a><sup>[179]</sup> Gaius Plinius Secundus, “<em>Naturalis Historia</em>“, Galya-İtalya, 77 (Yıl), Naturalis Historia Kitap: 2, Bölüm: 106, s. 224, “Tatlı Suyun Tuzlu Suya Karışmazlık Tezi”, <em>Geocities</em>, &lt;<a href="http://www.geocities.ws/islampencereleri2/tuzlu_su.htm" target="_blank" rel="noopener noreferrer">http://www.geocities.ws/islampencereleri2/tuzlu_su.htm</a>&gt; Erişim: Şubat 2012.<br />
<a name="dipnot-180"></a><sup>[180]</sup> Pierric Balland, Sylvain Barillet, Alice Vallot, Nabil El Mocayd, Tian Chen, Jun Wang, “Modélisation du transport et du mélange à la confluence de deux fleuves”, Mühendislik Projesi, Danışman: Thomas Bonometti, <em>INP Toulouse: ENSEEIHT</em>, 2012 (int.t.), &lt;<a href="http://hmf.enseeiht.fr/travaux/projnum/content/g01-2012/introduction" target="_blank" rel="noopener noreferrer">http://hmf.enseeiht.fr/travaux/projnum/content/g01-2012/introduction</a>&gt; ve/veya <a href="http://hmf.enseeiht.fr/travaux/projnum/content/g01-2012/modelisation-du-transport-et-du-melange-la-confluence-de-deux-fleuves" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><em>bk.</em></a> Erişim: Mart 2017.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Konu 267: TEVRAT, ZEBUR VE İNCİL TAHRİF EDİLMEMİŞTİR</title>
		<link>https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/tevrat-zebur-ve-incil-tahrif-edilmemistir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Alper Çadıroğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Oct 2023 12:25:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İslamiyet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.mutlakbilim.net/?p=11555</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Kur’an’da bahsedilen Tevrat, Zebur, İncil ve diğer peygamberlerin yazıları ile tamamen  Kitab-ı Mukaddes kastedilmektedir ve Kur’an’a göre bu 66 kitabın tamamı Allah’tan gelmiştir. Muhammed döneminde Yahudiler Eski Ahit’in tamamına Torah diyorlardı: İbranice Torah’ın Arapça karşılığı Tevrat’tır. Yani Kur’an’da geçen Tevrat, 39 kitaptan oluşan Eski Ahit’in tamamıdır. Kur’an Muhammed döneminde mevcut olan 66 kitaptan (veya bölümden) oluşan Kitab-ı Mukaddes’i -ya da Eski Ahit ve Yeni Ahit’i (İncil’i)- Allah’ın sözü olarak doğrulamaktadır. “… Allah’a… ve daha önce indirmiş bulunduğu Kitab’a inanın. Kim Allah’ı… kitaplarını… inkar ederse o… sapıklığa düşmüştür.” (Nisa 4:136). “Kitab’ın hepsine inanırsınız.” (Al-i İmran 3:119). Kur’an Tevrat’ı ve 27 kitaptan (veya bölümden) oluşan İncil’i biliyordu, eğer bilmeseydi Kur’an’da Tevrat’tan ve İncil’den bahsedil(e)mezdi. “Benden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı olarak…”, “…İbrahim …Tevrat da, İncil de ondan sonra indirilmiştir.” (Al-i İmran 3 -sırasıyla- 50, 65), “De ki: Ey Kitap ehli siz Tevrat’ı… uygulamadıkça…”, “…İncil’i ve kendilerine indirileni gereğince uygulasalardı…” (Maide 5 -sırasıyla- 68,66), “…Gerek Tevrat’ta, gerek İncil’de, gerek Kur’an’da Allah’tan daha çok ahdini yerine getiren kim…” (Tevbe 9:111), “Nuh’a ve ondan sonraki peygamberlere vahyettiğimiz gibi, sana da vahyettik. İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a, torunlarına, İsa’ya, Eyyub’a, Yunus’a, Harun’a ve Süleyman’a da vahyettik. Davud’a da Zebur verdik.” (Nisa 4:163 -bu Bulaç’tan alındı-. Zebur Tevrat’ın -Tanah’ın- içinde geçip neredeyse yarısının Davud’a ait olduğu şiirlerden oluşan bir bölümdür.), “Eğer seni yalanlarlarsa, senden önce apaçık belgeler, Zeburlar ve aydınlık kitapla gelen elçileri de yalanlamışlardır.” [Al-i İmran 3:184, -Bulaç…-, bu ayet yazar tarafından eklendi: Zeburlar (?), Aydınlık Kitap (?)]  “…ve (diğer) peygamberlere Rabb’leri tarafından verilene inanırız…” (Bakara 2:136), “…ve peygamberlere Rab’leri tarafından verilene inandık; onlar arasında bir ayrım yapmayız…” (Al-i İmran 3:84), “Şu halde, sen bundan dolayı davet et… ve de ki: Ben Allah’ın indirdiği her kitaba inandım…” (Şura 42:15), “…Onun elçilerinden hiçbirini diğerinden ayırmayız…” (Bakara 2:285), “… Kitap Ehliyle… mücadele etmeyin. Ve deyin ki: ‘Bize indirilene de, size indirilene de inandık; bizim ilahımız da, sizin ilahınız da birdir…’ (Ankebut 29:46). Kur’an’da ‘Tevrat veya İncil tahrif edildi, değiştirildi, oynamalar oldu, bunlar hükümsüzdür, geçersizdir’ diye bir şey yazmamaktadır. “… Allah’ın kelimelerini değiştirebilecek kimse yoktur. …”, “… O’nun sözlerini değiştirebilecek hiç kimse yoktur. …” (En’am 6 -sırasıyla- 34, 115). Kur’an bu kitapların mensuplarına, kitaplarının hükümlerini uygulamalarını ve kitaplarındaki yazılanlara uymalarını emretmiştir. Gerçek tahrifat ise haham ve/veya papazların kendi taraflarına göre kitapları yorumlamalarıdır: Ki bu zaten uydurma hadis ve rivayetlerle İslam içinde de vardır. Fahreddin Razi, İmam Buhari, İbn Haldun, Muhammed Abduh gibi birçok İslam alimi (ve günümüzdeki birçok ilahiyatçı) Tevrat’ın değiştirilmediğini savunmaktadır.<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-177"><sup>[177]</sup></a></p>
<p style="text-align: left;">___________________<br />
<a name="dipnot-177"></a><sup>[177]</sup> Wickwire, age., s. 82-91, 344 (İlgili ayetler bu kaynaktan alınmıştır).</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Konu 265-266: 1- NUH’UN GEMİSİ SULAR ÇEKİLİNCE NEREYE OTURDU? CUDİ DAĞI MI? AĞRI DAĞI MI? 2- PEYGAMBER(LİK) NEDİR? (ALLAH PEYGAMBER OLMAYANLARA DA VAHİY GÖNDEREBİLİR)</title>
		<link>https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/nuhun-gemisi-ve-peygamberlik-nedir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Alper Çadıroğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Oct 2023 12:24:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İslamiyet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.mutlakbilim.net/?p=11553</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>SİTE DİZİNİNDEKİ 265. KONU<br />
<a name="nuhun-gemisi-sular-cekilince-nereye-oturdu?-cudi-dagi-mi?-agri-dagi-mi?-(265.-konu)"></a><strong>NUH’UN GEMİSİ SULAR ÇEKİLİNCE NEREYE OTURDU? CUDİ DAĞI MI? AĞRI DAĞI MI?</strong></p>
<p>Nuh Peygamberin, din kitaplarında ~950 sene yaşadığı söylenir. Nuh’un Gemisi sular çekilince Sinop’taki Cudi Dağı’na veya Ağrı’daki Ağrı Dağı’na oturmuştur.</p>
<p>Kur’an’da Cudi, Tevrat’ta Ağrı Dağı’na oturmuştur der. Hangisi!..<br />
<strong>Tevrat:</strong> Yaratılış 8:4 Gemi yedinci ayın on yedinci günü Ararat* dağlarına oturdu. (“Ararat”: Ağrı)<br />
<strong>Kur’an:</strong> Hud 44 Denildi ki: ‘Ey yer, suyunu yut ve ey gök, sen de tut.’ Su çekildi, iş bitiriliverdi, (gemi de) <u>Cudi</u> (dağı) üstünde durdu ve zalimler topluluğuna da: ‘Uzak olsunlar’ denildi.</p>
<p><strong>Nuh ve Tufan</strong></p>
<p><strong>Kur’an:</strong> Ankebût 14 “Andolsun, biz Nûh’u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik. O da dokuz yüz elli yıl onların arasında kaldı.”<br />
Mü’minûn – 27 “Bunun üzerine Nûh’a, “Bizim gözetimimiz altında ve vahyimize göre o gemiyi yap” diye vahyettik. “Bizim emrimiz gelip de tandır kaynamaya başlayınca, (sular coşup taştığında Nûh’a) dedik ki: “Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift, bir de kendileri aleyhinde daha önce hüküm verilmiş olanlardan başka aileni gemiye al ve zulmeden kimseler hakkında bana hiç yalvarma! Şüphesiz onlar suda boğulacaklardır.”</p>
<p><strong>Tevrat:</strong> Yaratılış 6:20, 7:6 ve 9:28’de: “Çeşit çeşit kuşlar, hayvanlar, sürüngenler sağ kalmak için çifter çifter sana gelecekler.” “Yeryüzünde Tufan koptuğunda Nuh altı yüz yaşındaydı.” “Nuh Tufandan sonra üç yüz elli yıl daha yaşadı”</p>
<p>Tufan olayı Sümerlerde ve Gılgamış Destanı’nda ve de bazı tabletlerde bir efsane ya da hikâye olarak anlatılan bir olaydır. Günümüz dinlerine buralardan aktarılmıştır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>SİTE DİZİNİNDEKİ 266. KONU<br />
<a name="hz-muhammedin-ucretsiz-savas-egitimi-vermesi-ile-kurandaki-analizi-(266.-konu)"></a><strong>PEYGAMBER(LİK) NEDİR? (ALLAH PEYGAMBER OLMAYANLARA DA VAHİY GÖNDEREBİLİR)</strong></p>
<p>Kur’an’da resul peygamber Davud’a Zebur, Allah tarafından indirilmiştir der. Davud’un oğlu Süleyman (3. Kral) da Kur’an’da Nebi peygamber olarak belirtilir. Kur’an’a göre resul ve nebi aynı anlama gelir.<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-175"><sup>[175]</sup></a> Halk, devlet, ülke anlamına gelen Tükçe el/il’den haberci, peygamber manasına da gelen “elçi” kelimesi türemiştir. Elçinin Arapça karşılığı resuldür.<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-176"><sup>[176]</sup></a> Peygamber; haber getiren anlamındaki Farsça bir sözcük olup, Allah’tan vahiy alan, eski Türkçe’de yalvaç olan yüksek vasıflı kimsedir. Kur’an’da peygamber haber veren olarak nebi, gönderilmiş kişi olarak resul ve mürsel olarak ayrılır: Nebi ve resul seçilmiş elçi anlamına gelir. Kur’an’da ve hadislerde resul ve nebi aynı anlamda kullanılmış ve hepsi vahiy almıştır: Kur’an’da 24 tane, hadislerde ise 124.313 tane resul/nebi peygamber geçer. Bunun dışındaki resul ve nebi tanımlamaları kelam ilminde değişiklikler gösterir. Peygamberlik şartları şunlardır; yaşadığı zamanla örtüşecek türden mucize göstermesi, diğer insanların anlayamayacağı ve iradesinin dışında Allah tarafından Cebrail aracılığıyla veya diğer yöntemlerle alınan derin/deruni idraklar olan vahiy alması (Allah peygamber olmayanlara da vahiy/ilham gönderebilir.), beşeri/insani olması (Peygamberin erkek mi kadın mı olması mezheplerce farklı düşünülse de Kur’an’a göre sadece erkekler peygamber olabilir. Dirençlerinin erkeklere oranlara zayıf olması ve kadınlık hallerinin ibadetlerde engelleyicilik oluşturmasından dolayı kadınlar peygamber olamaz. Kur’an’da Musa ve İsa’nın anneleri üstündür.), seçilmiş olması, günaha meğilli olmaması (Kur’an’a göre peygamberler unutarak günah işleyebilir, sonra Allah tarafından uyarılır ve iradesiyle doğru yolda yürümeye devam eder.), doğru sözlü ve güvenilir olmasıdır.<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-175"><sup>[175]</sup></a></p>
<p style="text-align: left;">___________________<br />
<a name="dipnot-175"></a><sup>[175]</sup> Yusuf Şevki Yavuz, “Peygamber”, <em>TDV İslâm Ansiklopedisi (DİA)</em>, TDV İslâm Araştırmaları Merkezi (İSAM), 2007, &lt;<a href="http://www.islamansiklopedisi.info/dia/pdf/c34/c340172.pdf" target="_blank" rel="noopener noreferrer">http://www.islamansiklopedisi.info/dia/pdf/c34/c340172.pdf</a>&gt; Erişim: Mayıs 2018, Cilt: 34, s. 257-261. ss. 257-262.<br />
<a name="dipnot-176"></a><sup>[176]</sup> Mehmet İpşirli, “Elçi”, <em>TDV İslâm Ansiklopedisi (DİA)</em>, TDV İslâm Araştırmaları Merkezi (İSAM), 1995, &lt;<a href="http://www.islamansiklopedisi.info/dia/pdf/c11/c110001.pdf" target="_blank" rel="noopener noreferrer">http://www.islamansiklopedisi.info/dia/pdf/c11/c110001.pdf</a>&gt; Erişim: Mayıs 2018, Cilt: 11, s. 3. ss. 3-15.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Konu 263-264: 1- “AMİN” KELİMESİNİN KÖKENİ NEREDEN GELMEKTEDİR? 2- İSLAM DİNİNİN MEZHEPLERİ</title>
		<link>https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/amin-kelimesinin-kokeni-ve-islamda-mezhepler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Alper Çadıroğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Oct 2023 12:16:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İslamiyet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.mutlakbilim.net/?p=11551</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>SİTE DİZİNİNDEKİ 263. KONU<br />
<a name="amin-kelimesinin-kokeni-nereden-gelmektedir?-ile-tevrat-ve-incildeki-benzerligi-analizi-(263.-konu)"></a><strong>“AMİN” KELİMESİNİN KÖKENİ </strong><strong>NEREDEN GELMEKTEDİR?</strong></p>
<p>Yaklaşık olarak MÖ 1500-1000 yıllarında, Mısır’da köle olan birtakım Yahudiler bulunmaktaydı. Yine bu zamanlarda Antik Mısır’ın Thabes şehrinin en büyük Tanrısı Amen ya da Amon idi. Bazı Tanrıların ki güneş de buna dâhil, güneşin batması sonucu Tanrıların görülememesi “Görülemeyen Saklı Kral Tanrı” inancını doğurarak “Amen Tanrısı” oluşmuştur. Amen Mısır’daki birçok Tanrıdan sadece birisi idi. Bu süreç içerisinde “Âmen veya Amon” kelimesi Mısır’da köle olarak bulunan -sözde- Yahudilerden Orta Doğu Yahudilerine, sonrasında Hristiyanlık’a sonrasında da İslamiyet’e “Amen veya Âmin” olarak aktarılmıştır. Kur’an’da Âmin kelimesi geçmemektedir. Yaygın olarak İslam’da Fatiha Sûresi’nin sonunda Âmin denilmektedir.<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-172"><sup>[172]</sup></a></p>
<p><strong>Tevrat ve İncil’deki Benzerliği-Analizi</strong></p>
<p><strong>Tevrat:</strong> Mısır’dan Çıkış 17:16 “Eller Rab’bin tahtına doğru kaldırıldı” …<br />
Yasa’nın Tekrarı 27: 11 Musa halka şöyle dedi: 27: 14 Levililer bütün İsrail halkına yüksek sesle şöyle diyecekler: 27:15 “‘Rab’bin tiksindiği el işi oyma ya da dökme put yapana ve onu gizlice dikene lanet olsun! “<u>Bütün halk</u>, ‘<u>Amin</u>! <u>diye karşılık verecek</u>.<br />
27:16 “‘Annesine, babasına saygısızca davranana lanet olsun!” Bütün halk, ‘<u>Amin</u>! diyecek.<br />
27:17 “‘Komşusunun sınırını değiştirene lanet olsun! “Bütün halk, ‘<u>Amin</u>! diyecek.<br />
27:21 “‘Herhangi bir hayvanla cinsel ilişki kurana lanet olsun! “Bütün halk, ‘<u>Amin</u>! diyecek.<br />
27:26 “‘Bu yasanın sözlerine uymayan ve onları onaylamayana lanet olsun! “Bütün halk, ‘<u>Amin</u>! diyecek.”</p>
<p><strong>İncil:</strong> Pavlus’tan Korintliler’e İkinci Mektup 1:20 Tanrı’nın yüceliği için Mesih aracılığıyla Tanrı’ya “<u>Amin</u>” deriz.<br />
Pavlus’tan Timoteos’a Birinci Mektup 2:8 … erkeklerin öfkelenip çekişmeden, her yerde <u>pak eller yükselterek dua</u> etmelerini isterim.<br />
Vahiy 7:12 “Amin! Övgü, yücelik, <u>bilgelik</u>, Şükran, saygı, güç, kudret, Sonsuzlara dek Tanrımız’ın olsun! Amin!”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>SİTE DİZİNİNDEKİ 264. KONU<br />
<a name="islam-dininin-mezhepleri-(264.-konu)"></a><strong>İSLAM DİNİNİN MEZHEPLERİ</strong></p>
<p>İslam dinindeki 3 büyük mezhep: Sünnilik, Şiilik ve Haricilik’tir.</p>
<p>• Sünniler günümüzde inanç açısından Maturidilik ve Eşarilik, fıkhi açıdan da sırayla Hanefi, Şafii, Maliki ve Hanbelî mezheplerine bağlıdırlar. Bir de Selefiyye mezhebi vardır, bunlar her sorunun çözümünü Kur’an’da aradıkları için yeni sorunlarda yetersiz kaldıklarından fazla yandaş bulamamışlardır.<br />
<strong>• </strong>Şiilerin günümüzde bağlı olduğu en büyük mezhep ise İmamiyye (Caferiyye)’dir.<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-173"><sup>[173]</sup></a> (Sırtlarına zincir vuranlar.<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-174"><sup>[174]</sup></a>)<em><br />
</em><strong>• </strong>Haricilerin ise en bilinen mezhebi İbadiyye’dir. Diğerleri; Ezarika, Nacedat ve Aceride’dir. Bunlarda günah işleyen kişiler öldürülmelidir görüşü vardır.</p>
<p>Sunni ve Hanefi mezhepleri, kader inancı açısından Maturidilik Mezhebi’ni benimser. Ortak görüşleri “Tam Özgür İrade”ye inanmalarıdır. Maturidilik ve Eşarilik mezheplerine göre ibadet imanın bir parçası değildir: Edilmemesi kişiyi dinden çıkarmaz, derler. Şafi, Maliki ve Hanbelî mezheplerinin ortak görüşleri, tam özgür irade olmamak koşuluyla “Seçim Hakkı”nın olduğunu savunur. Sunni Mezhebi namazı 5 vakit kılar; Şii mezhebi namazı çoğunlukla 3 vakit kılar. Şiiler; Halifelik Hz. Ali ve evladına ait, der. Sunniler, 4 halifeyi kabul eder. İlk 3 halifeden yaşça küçük olan Hz. Ali son halife olmuştur: İlk 4 Halifeye bakıldığında sırasıyla yaşı kim büyükse ilk ve devamında o halife olmuştur.</p>
<p>Yezidilik ve Meymuniyelik ise İslam çerçevesinde oluşmuş fakat İslam’dan farklı tavırları ve düşüncelerinden dolayı İslam ve bu 2 grup birbirlerini reddetmektedirler. Yezidiler/Ezidiler Şeytan Meleği’ni önemserler ve bu(nlar) İslam’dan önceki bir oluşumdur. Meymuniyelik Grubu Yusuf Sûresi’nin kutsal bir değeri olmadığını aksine bir aşk hikâyesi olduğunu savunur. Ayrıca Meymuniyelik’te akraba evliliği serbesttir.</p>
<p>(Yazardan ünlem: İslam Dini Peygamberi Muhammed zamanında mezhebin olmaması, sonradan onlarca mezhep türemesi ilginçtir!..)</p>
<p>Alevilik İslam’ın içindedir fakat ondan biraz esnektir. Namaz, oruç gibi ibadetler ister yapılır ister yapılmaz. Hz. Ali’nin ilk halife olmasını isteyen gruptan Alevilik filizlenmiştir sonra İran’a İsmaililik adı altında geçmiştir ve gelişmiştir. Alevi sözcüğünün kökeni 200 yıl ötesine gitmez, yeni oluşmuş bir kelimedir. Alevilik, MS 11. ve 12. yy.larda İran’da oluşmuş İsmaililiktir. Şii, İsmaili ve Alevi kültürleri benzerdir.</p>
<p>Cebriye Mezhebi her şey -düşüncemiz bile- kader derken Maturidilik Mezhebi özgür iradeyi savunur.<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-173"><sup>[173]</sup></a></p>
<p style="text-align: left;">___________________<br />
<a name="dipnot-172"></a><sup>[172]</sup> Vikipedi Katılımcıları, “Âmin”, <em>Vikipedi, Özgür Ansiklopedi</em>, &lt;<a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%82min" target="_blank" rel="noopener noreferrer">https://tr.wikipedia.org/wiki/Âmin</a>&gt; Erişim: Ekim 2014.<br />
<a name="dipnot-173"></a><sup>[173]</sup> Vikipedi Katılımcıları, “İslam Mezhepleri”, <em>Vikipedi, Özgür Ansiklopedi</em>, &lt;<a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0slam_mezhepleri" target="_blank" rel="noopener noreferrer">https://tr.wikipedia.org/wiki/İslam_mezhepleri</a>&gt; Erişim: Ekim 2014.<br />
<a name="dipnot-174"></a><sup>[174]</sup> Cenksu Üçer, “Aleviliğin Yanlış Algılanması: Muharrem Uygulamaları Örneği”, <em>Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi</em>, Sayı: 74, 2015, &lt;<a href="http://hbvdergisi.gazi.edu.tr/index.php/TKHBVD/article/view/1720/1412" target="_blank" rel="noopener noreferrer">http://hbvdergisi.gazi.edu.tr/index.php/TKHBVD/article/view/1720/1412</a>&gt; Erişim: Mayıs 2018, s. 68. ss. 45-76.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Konu 262: İNCİL’DE HZ. MUHAMMED’DEN BAHSEDİLİYOR MU?</title>
		<link>https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/incilde-hz-muhammedden-bahsediliyor-mu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Alper Çadıroğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Oct 2023 12:15:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İslamiyet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.mutlakbilim.net/?p=11549</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>İncil’de Muhammed’den bahis edilmez. İncil’de geçen “Parakletos” yani yardımcı ya da kutsal ruh, İsa öldükten birkaç gün sonra dünyaya gelmiştir, bu kutsal ruh bir insan değildir, gerçeğin ruhudur. Bu kutsal ruh hiçbir insan tarafından görülmez, tanınmaz, bilinmez, sonsuza kadar var olur ve insanların içindedir. Ayrıca İsa ve Hristiyanları övgü niteliğinde bir durumdur, İsa erken yaşta öldüğü için, İsa ve Hristiyanlık’a iman edenlerin yoksunluk çekmemeleri adına ve vaftiz olmalarını sağlayan kutsal ruh, İsa öldükten birkaç gün yaklaşık 10 gün sonra gelmiştir. İsa ile Muhammed arasında yaklaşık 570 yıl vardır. Kur’an’da, İsa şöyle der: Ahmed adında bir peygamber gelecektir (↓), der. Ahmed, Muhammed’in diğer üç isminden biridir. İslam, İncil’deki kutsal ruh olayına bakarak; Muhammed’in İncil’de anlatıldığını savunur. Ama okuduğumuzda, gerçekte Muhammed ve Ahmed anlatımının -yaygın- İncil’de geçmediğini görmekteyiz.<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-168"><sup>[168]</sup></a> 15. yy.da<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-169"><sup>[169]</sup></a><a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-170"><sup>[170]</sup></a> bir Müslüman’ın Hristiyanlığı kötülemek İslam’ı yüceltmek için yazdığı “Barbana(s) İncili” adlı -sahte- İncil’de Muhammed -bilerek- geçer. Gerçek Barnaba ise Kıbrıs doğumlu olup 1. yy.da Kudüs’te yaşayan, İsa’nın 12 havarisinden biri olmayıp asıl adı Yusuf olan ve elçilerin ona Barnaba lakabını taktıkları Levili bir Yahudi’dir. İlk Barnabas İncili İtalya’da İtalyanca yazılmıştır. İsmi bilinmeyen yazar<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-170"><sup>[170]</sup></a> İsrail’i hiç görmemiş ve kendisini yalandan Barnaba olarak tanıtmıştır. MS 100 civarında yazılan “Barnaba” adlı edebi eser ise 13 sayfalık mektuplardan oluşup İsa ve Yeni Ahit’i övmekte olup içerisinde Ahmed, Muhammed, İslam vb. ile ilgili hiçbir şey geçmemektedir. İlgili kaynaktaki şu paragrafı olduğu gibi atmadan geçemezdim: “Sahte Barnabas, kitabının 44. bölümünde Yahudi din bilginlerini Tevrât metnini tahrif etmekle şuçluyor. Bu suçlama herhalde Hz. İsâ’nın zamanında veya daha önce yaşayan din bilginlerine yöneliyor. Ama o zamanki din bilginlerinin Tevrât metnini değiştirdiklerini iddia eden hiçbir tarihsel kayıt yoktur. Kur’ân da bu iddiada bulunmuyor. Gerçeği Yahudileri Tevrât’ı kasıtlı olarak yanlış yorumlamak ve yanlış aktarmakla suçluyor, ama bu kitapta daha önce gördüğümüz gibi, İslâm peygamberi kendi zamanında okunan Tevrât’la İncîl’in gerçek olduğunu biliyordu.”<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-169"><sup>[169]</sup></a> Barnabas İncil’inin 39. bölümünde Muhammed’in müjdelenmesi şu şekilde geçiyor: “İsa cevapladı: ‘(…) Bundan sonra Allah, tüm kutsal melekler ‘Senin kutsal adını tesbih ederiz ey Rabb (muz) Allah’ diye söyleşirken, insana ruhunu verdi. Ayağı üstüne kalkan Adem, havada güneş gibi parlayan bir yazı gördü: ‹Allah’tan başka ilâh yoktur ve Muhammed Allah’ın Rasulû’dür›. Bunun üzerine Adem ağzını açarak, dedi: ‘Şükür sana ey Allahım Rabb, bana hayat nimeti verdin; fakat (senden) bana söylemeni diliyorum: Bu, ‹Muhammed Allah’ın elçisidir› sözlerinin mesajı ne anlama geliyor? Benden önce (yaratılmış) başka insanlar mı vardı?’ Bundan sonra Allah dedi: ‘Tabii, ey kulum Adem. Sana diyorum ki: îlk yarattığım insan sensin. Ve senin görmüş olduğun, yıllar sonra dünyaya gelecek, benim rasulûm olacak ve her şeyi kendisi için yarattığım oğlundur. Geldiği zaman dünyaya ışık verecektir; ruhu, ben herhangi bir şey yaratmadan altmış bin yıl önce semavî bir nur içine konmuştur.&#8217;”<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-171"><sup>[171]</sup></a></p>
<p><strong>İncil ve Kur’an’daki Analizi</strong></p>
<p><strong>İncil:</strong> Yuhanna (Kısaltma: 13:22,35; 14:5,8,9,11 “Ben Baba’dayım, Baba da bendedir” diyen Rab İsa öğrencilerine şöyle dedi) 14:16-17 “O (14:1,11 Tanrı/Baba) sonsuza dek sizinle birlikte olsun diye size başka bir <u>Yardımcı</u>*, <u>Gerçeğin Ruhu’nu</u> (14:26 …benim adımla göndereceği… Kutsal Ruh’u) verecek. Dünya O’nu kabul edemez. Çünkü O’nu <u>ne görür</u>, ne de tanır. Siz O’nu tanıyorsunuz. Çünkü O aranızda yaşıyor ve içinizde olacaktır.” {Yazardan açıklama: Muhammed’in İncil’de Ahmed olarak isminin yazması ve bu sayede Muhammed’in bir peygamber olarak İncil’de müjdelendiği söylentisi yaygındır. Fakat İncil’in hiçbir yerinde Ahmed ismi geçmez. Geçen “Yardımcı” da bir insan değildir, Ruh’tur.} (Yardımcı: Yeni Antlaşma’nın Yuhanna bölümünde Grekçe’deki “Paraklitos” sözcüğünün karşılığı. Kutsal Ruh’un unvanlarından biri olan Paraklitos, ayrıca “Tesellici” ya da “Öğütçü” diye çevrilebilir.)</p>
<p><strong>Kur’an:</strong> Saff 6 Hani Meryem oğlu İsa da: ‘Ey İsrailoğulları, gerçekten ben, sizin için Allah’tan gönderilmiş bir elçiyim. Benden önceki Tevrat’ı doğrulayıcı ve benden sonra ismi ‘Ahmed’ olan bir elçinin de müjdeleyicisiyim’ demişti. Fakat o, onlara apaçık belgelerle gelince: ‘Bu, açıkça bir büyüdür’ dediler.</p>
<p style="text-align: left;">___________________<br />
<a name="dipnot-168"></a><sup>[168]</sup> <em>İncil Türk</em> (y.y.), “Müslümanların Yanlış Anlamalarını Anlamak: Kutsal Kitap’ın Peygamberlikleri Muhammed’in Geleceğini Öngörüyorlar Mı?”, (t.y.), &lt;<a href="http://www.incilturk.com/kutuphane/yanlisanlamalar(5kutsalkitap).htm" target="_blank" rel="noopener noreferrer">http://www.incilturk.com/kutuphane/yanlisanlamalar(5kutsalkitap).htm</a>&gt; Erişim: Ekim 2014. <em>İyi Haber</em> (y.y.), “İncil’de Muhammed’den Bahsediliyor Mu? Bölüm II”, (t.y.), &lt;<a href="https://www.iyihaber.eu/meseleler/kutsal-kitapta-muhammedten-bahsediliyor-mu-boeluem-ii-incil/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">https://www.iyihaber.eu/meseleler/kutsal-kitapta-muhammedten-bahsediliyor-mu-boeluem-ii-incil/</a>&gt; Erişim: Mart 2017.<br />
<a name="dipnot-169"></a><sup>[169]</sup> Daniel E. Wickwire, “<em>Yahudi, Hıristiyan ve İslâm Kaynaklarına Göre Kutsal Kitab’ın Değişmezliği</em>“, Lütuf Yayıncılık, Ankara, Mayıs 1999, &lt;<a href="http://www.danwickwire.com/uploads/2/8/1/3/28138977/degismezligi.pdf" target="_blank" rel="noopener noreferrer">http://www.danwickwire.com/uploads/2/8/1/3/28138977/degismezligi.pdf</a>&gt; Erişim: Mart 2017, s. 336-338, 342, 345. (Doğrudan alınan paragraf 344. sayfada olup, yazar buna 12. bölümde detaylıca değinmiştir.)<br />
<a name="dipnot-170"></a><sup>[170]</sup> Osman Cilacı, “Barnaba İncili”, <em>TDV İslâm Ansiklopedisi (DİA)</em>, TDV İslâm Araştırmaları Merkezi (İSAM), 1992, &lt;<a href="http://www.islamansiklopedisi.info/dia/pdf/c05/c050068.pdf" target="_blank" rel="noopener noreferrer">http://www.islamansiklopedisi.info/dia/pdf/c05/c050068.pdf</a>&gt; Erişim: 26 Temmuz 2018, Cilt: 5, s. 77. ss. 76-81.<br />
<a name="dipnot-171"></a><sup>[171]</sup> Barnaba (Sahte) (y.y.), “<em>Barnabas İncili</em>“, İtalya, 15. yy, “Barnabas İncili: Tam Metin”, <em>Barnabas-İncili.com</em>, &lt;<a href="http://www.barnabas-incili.com/incil/barnabas/5/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">http://www.barnabas-incili.com/incil/barnabas/5/</a>&gt; Erişim: Mart 2017, 39. bölüm.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Konu 261: PEYGAMBER OLMADAN ÖNCEKİ MUHAMMED, İSLAM’IN 5 ŞARTI VE CİN</title>
		<link>https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/peygamber-olmadan-onceki-muhammed-islamin-5-sarti-ve-cin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Alper Çadıroğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Oct 2023 12:13:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İslamiyet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.mutlakbilim.net/?p=11547</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="gca-column one-third">
<p>&nbsp;</p>
<p>Mekke’de doğup -kabrinin de bulunduğu- Medine’de ölen Muhammed (570-632) Arap bir Kureyş kabilesinden olan bir insandır.<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-151"><sup>[151]</sup></a> Muhammed’in babası doğmadan annesi ise 6 yaşındayken öldü.<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-151"><sup>[151]</sup></a> 620’de ölen ilk eşi Hatice’den sonra 11 kişiyle evlendi: 17 tane de cariyesi/zevcesi vardı.<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-152"><sup>[152]</sup></a> Hatice’den olan 7 çocuğundan 3 oğul çocukken öldü, 4 kız ise yaşadı: Cariyesi Mariye’den<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-153"><sup>[153]</sup></a> 630’da doğan oğul da çocukken öldü<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-154"><sup>[154]</sup></a>. Amcası Ebu Talib bir tüccardı. Ticaret için Suriye’ye giderken ∼10 yaşındaki Muhammed’i de yanında götürmüştü. Muhammed 10’lu yaşlarda bir çobanken Mekke’de hem akrabalarının hem de başkalarının koyunlarını güdüyordu.<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-150"><sup>[150]</sup></a> 14-20 yaş aralığındayken amcalarıyla birlikte<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-151"><sup>[151]</sup></a> -haram aylarda başlayan<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-155"><sup>[155]</sup></a>– Ficar savaşına katıldı.<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-151"><sup>[151]</sup></a> 15-20 yaş aralığındayken Hilfü’l-fudûl’a katıldı.<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-150"><sup>[150]</sup></a> Hilfü’l-fudûl örgüt/teşkilat tarzında bir hilftir.<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-156"><sup>[156]</sup></a> Bu teşkilatın amaçları şunlardı: Kabe’yi korumak, savaş eğitimi vermek, haksızlığa uğramışları korumak, diğer yerli teşkilatlarla ve yabancı (yahudi, hıristiyan vs.) topluluklarla ticaret ve kültür alışverişi yapmak.<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-150"><sup>[150]</sup></a><a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-156"><sup>[156]</sup></a><a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-157"><sup>[157]</sup></a> O dönemlerde Mekke’de ticaretle uğraşmak yaygın olduğundan ve Kureyş kabilesinin de (Muhammed’e bakan Ebu Talib’in de kumaş, tahıl vs. satıp) ticaretle uğraşmasından dolayı Muhammed ticarete başlayıp bir tüccar oldu.<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-151"><sup>[151]</sup></a> 15-20 yaşlarındayken Mekke’deki ticari hayatının yanı sıra onun ticaret amacıyla Mekke dışındaki gittiği -bilinen- yerler şunlardır: (günümüze göre) Basra Körfezi’nin batısındaki Bahreyn’in iç tarafı ile Birleşik Arap Emirlikleri, Arabistan’ın aşağısındaki Yemen, Mısır’ın altındaki Habeşistan ve Suriye: Burada kurulan büyük panayırlara/pazarlara; Yahudiler, Hıristiyanlar vs. gibi neredeyse her dinden ve mezhepten insanların geldiği ve/veya Mezopotamya’dan gelen çeşitli insanlar, İran’dan gelen Farsiler, Orta Doğu’dan gelen çeşitli Araplar, Hindistan’dan gelen Hindular, Çin’den gelenler vs. gibi neredeyse dünyanın her yerinden buralara gerek alıcı gerekse satıcı olarak insanlar akın ediyordu.<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-150"><sup>[150]</sup></a><a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-151"><sup>[151]</sup></a><a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-158"><sup>[158]</sup></a><a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-159"><sup>[159]</sup></a> Muhammed bu ticaret gezileri eşliğinde çeşitli toplumları, kültürleri, onların dillerini ve dinlerini, siyasi ve sosyal hayatlarını ve saireyi öğrendi. Bu sayede artık bilgili biriydi, uyanmış ve gözleri açılmıştı.<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-151"><sup>[151]</sup></a> 20 yaşını geçtiğinde de bu ticari seyahatlere devam etti. Parası olanlar bir tüccar tutup onu ticari seyahate gönderirdi, bu sayede ikisi de kazanmış olurdu. Muhammed de bu şekilde teklifler almaya başladı. Öncesiyle ve bu tekliflerle ticaretini geliştirip para kazanan Muhammed ∼25 yaşındayken çok zengin olan -ticaretle uğraşan- Hatice’den büyük bir teklif alarak Suriye’deki Şam’a gidip buradaki ticaretten fazlaca para kazanıp döndüğünde ikisi için de karlı bir iş olmuştu.<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-151"><sup>[151]</sup></a><a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-153"><sup>[153]</sup></a> 25-40 yaş arasındayken Muhammed’in hayatı hakkında kaynaklarda -bir tane hariç- hiçbir bilgi bulunmamaktadır. 40-43 yaş aralığında iken de ailesi ve yakınlarından 21 kişi ona peygamber olarak inanmıştır.<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-151"><sup>[151]</sup></a> Muhammed İslam’ı 632’ye kadar Mekke ve Medine çevresine savaşlarla yaymıştır.<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-160"><sup>[160]</sup></a></p>
<p><strong>Kur’an’daki Analizi</strong></p>
<p>Enfal 34 Onlar, Mescid-i Haram’dan (insanları) alıkoyarlarken ve onun (gerçek ve layık) <u>koruyucuları</u> değilken Allah, ne diye onları azablandırmasın? Onun (asıl) koruyucuları yalnızca korkup-sakınanlardır. Ancak onların çoğu bilmezler.</p>
<p style="text-align: left;">___________________<br />
<a name="dipnot-150"></a><sup>[150]</sup> Bu sitedeki yazıma <a href="https://web.archive.org/web/20220309024511/https://www.mutlakbilim.net/felsefe-tarihi-ve-islama-yansimalari/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><em>bk.</em></a> (Dizin 368).<br />
<a name="dipnot-151"></a><sup>[151]</sup> Fayda, age., s. 408-411, 422.<br />
<a name="dipnot-152"></a><sup>[152]</sup> Aişe Abdurrahman, “<em>Hz. Muhammed’in Evlilik Hayatı</em>”, Şenyıldız Yayınevi, İstanbul 1982, s. 9-168. (Bu cümledeki sayılar bu kitapta tek bir sayfada yazmadığından, kitapta ilgili kadınların ismiyle başlayan başlıkların altındaki metne tek tek bakılarak ilgili sayılar çıkartılmıştır.)<br />
<a name="dipnot-153"></a><sup>[153]</sup> Kandemir, “Hatice”, age., s. 465, 466.<br />
<a name="dipnot-154"></a><sup>[154]</sup> Asri Çubukçu, “İbrahim”, <em>TDV İslâm Ansiklopedisi (DİA)</em>, TDV İslâm Araştırmaları Merkezi (İSAM), 2000, &lt;<a href="http://www.islamansiklopedisi.info/dia/pdf/c21/c210223.pdf" target="_blank" rel="noopener noreferrer">http://www.islamansiklopedisi.info/dia/pdf/c21/c210223.pdf</a>&gt; Erişim: 20 Temmuz 2018, Cilt: 21, s. 273. ss. 273, 274.<br />
<a name="dipnot-155"></a><sup>[155]</sup> Hüseyin Algül, “Ficar”, <em>TDV İslâm Ansiklopedisi (DİA)</em>, TDV İslâm Araştırmaları Merkezi (İSAM), 1996, &lt;<a href="http://www.islamansiklopedisi.info/dia/pdf/c13/c130017.pdf" target="_blank" rel="noopener noreferrer">http://www.islamansiklopedisi.info/dia/pdf/c13/c130017.pdf</a>&gt; Erişim: 20 Temmuz 2018, Cilt: 13, s. 52. ss. 52.<br />
<a name="dipnot-156"></a><sup>[156]</sup> Nadir Özkuyumcu, “Hilf”, <em>TDV İslâm Ansiklopedisi (DİA)</em>, TDV İslâm Araştırmaları Merkezi (İSAM), 1998, &lt;<a href="http://www.islamansiklopedisi.info/dia/pdf/c18/c180012.pdf" target="_blank" rel="noopener noreferrer">http://www.islamansiklopedisi.info/dia/pdf/c18/c180012.pdf</a>&gt; Erişim: 20 Temmuz 2018, Cilt: 18, s. 29, 30. ss. 29, 30.<br />
<a name="dipnot-157"></a><sup>[157]</sup> Bu sayfada <a href="https://web.archive.org/web/20220401132311/https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/">bk.</a> 236. konu.<br />
<a name="dipnot-158"></a><sup>[158]</sup> Mustafa Ağırman, “Deba”, <em>TDV İslâm Ansiklopedisi (DİA)</em>, TDV İslâm Araştırmaları Merkezi (İSAM), 1994, &lt;<a href="http://www.islamansiklopedisi.info/dia/pdf/c09/c090042.pdf" target="_blank" rel="noopener noreferrer">http://www.islamansiklopedisi.info/dia/pdf/c09/c090042.pdf</a>&gt; Erişim: Mart 2017, Cilt: 9, s. 61. ss. 61.<br />
<a name="dipnot-159"></a><sup>[159]</sup> Murat Sarıcık, <em>“Hz. Ömer: Adalet Timsali”</em>, Nesil Yayıncılık, İstanbul 2009, Nesil Digital 2015, &lt;<a href="https://books.google.com.tr/books?id=xYgbCAAAQBAJ&amp;pg=PP1&amp;dq=Murat+Sar%C4%B1c%C4%B1k,%C2%A0Hz.+%C3%96mer:+Adalet+Timsali&amp;hl=tr&amp;sa=X&amp;ved=0ahUKEwiS1_3m2K7cAhXFyKQKHenOCsUQ6AEILDAB#v=onepage&amp;q=mu%C5%9Fakkar&amp;f=false" target="_blank" rel="noopener noreferrer">https://books.google.com.tr/…Murat-Sarıcık:-Hz-Ömer:-Adalet-Timsali…</a>&gt; Erişim: Mart 2017, (s.y.), “Pazarlar ve Pazarların Önemi” adlı bölüm ile içindeki “Muşakkar Panayırı” ve “Deba Panayırı” adlı  konular.<br />
<a name="dipnot-160"></a><sup>[160]</sup> Erdoğan Aydın, <em>“Nasıl Müslüman Olduk?”</em>, Kırmızı Yayınları, İstanbul, 23. Baskı, 2008, Internet Archive, 2014, &lt;<a href="https://archive.org/stream/ErdoganAydinNasilMuslumanOlduk/Erdogan%20Aydin%20-%20Nasil%20Musluman%20Olduk#page/n27" target="_blank" rel="noopener noreferrer">https://archive.org/stream/ErdoganAydinNasilMuslumanOlduk/Erdogan Aydin – Nasil Musluman Olduk#page/n27</a>&gt; Erişim: Mart 2017, s. 58.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kur’an’ın neredeyse yarısında kıssa ile anlatma mevcuttur.<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-161"><sup>[161]</sup></a> Kıssa TDK’da: Ders alınması gereken hikaye, kısa, şaşkın-aptal kimse, anlatı, roman-masal tarzında anlatma, hikayeleme; gerçek, düş/düşsel veya gerçek-düş karışımı olayların anlatımı olarak geçmektedir.<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-162"><sup>[162]</sup></a></p>
</div>
<div class="gca-column one-third">
<p>Ebu Abdirrahman’ın Muhammed’den duyduğu söylenilen şu hadis Buhari, Müslim ve Tirmizi’de geçer: “İslam beş şey üzerine bina edilmiştir. Kelime-i Şehadet, namaz kılmak, oruç tutmak, Kabe’yi tavaf etmek ve zekat vermektir”. İslam Geleneği’ndeki “İslam’ın Beş Şartı” bu hadisten kaynaklanmakta olup Kur’an’ın hiçbir yerinde “İslam’ın şartı beştir” vb. bir ifade geçmez ama bu şartlar Kur’an’da farz olarak geçer. Kelime-i Şehadet’teki Allah birdir ve Muhammed onun elçisidir söylemindeki Allah (Tanrı) birdir inancı Muhammed’den önceki inançlarda fazlaca bulunmaktaydı fakat Muhammed’in müjdelenmesi Kur’an’ın dışında başka hiçbir kaynakta bulunmamaktadır. Kur’an’da secde ve namaz ibadeti farzdır.<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-161"><sup>[161]</sup></a> Farz: Kur’an’da ve hadislerde geçen ve fıkıh usulünce “yapılması kesinlikle istenen” fiildir.<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-163"><sup>[163]</sup></a> Türkçe’de namaz kelimesinin Arapça eşi dua, hayır dua anlamına gelen salat, çoğulu ise salavattır. Namaz belli fiilleri, sözleri, tekrarlanan dini sözleri, saygı sunmayı/göstermeyi, şükretmeyi içinde barındıran bir ibadettir. Namaz ∼620’de farz olmuştur ve Kur’an’da 90’dan fazla ayette geçip her türlü detayı Muhammed tarafından açıklanmıştır. Namaz ibadeti Yahudi ve Hıristiyanlar’da ruküsüz, Muhammed’den önceki diğer birçok inançta ise kıyam, rukü ve secde eşliğinde tekrarlanan sözler ile İslam’dakinin aynısı olarak bilinmekteydi, kılınıyordu. Yanı sıra bu namazların vakitleri, rekat sayıları vb. değişebiliyordu. Tutmak ve uzaklaşmak anlamındaki oruç (Türkçe), savm/sıyam (Arapça); insanın, Güneş’in doğuşu ve batışı arasında orucu bozanlardan (yemek, içmek vs.) uzak durması olarak ifade edilir ve Kur’an’da farz ibadetlerdendir. Önceki inançlarda da bulunmaktaydı: Yanı sıra Yahudi ve Hıristiyanlar’da (veya Ehl-i Kitap’da ve/veya Nasaralar’da) ek olarak geceleri cinsi ilişki de yasaktı, bu sebepten dolayı bunun üzerine şu ayet (≅izin) (nüzul oldu) geldi: “Oruç gecelerinde hanımlarınıza yaklaşmak size helal kılındı…” (Bakara 187) (“!”). Konuşmama orucu da mevcuttur. [Düşünmeme orucu, sıfır düşünce orucu olabilir mi acaba (?)]. Arıtma, temizleme, çoğal(t)ma, fazlalaşma, üretme, bereketleme ve övme gibi anlamlarına gelen zekat: “Belli malların, belli bir bölümünü, Allah’ın belirlediği kimselere mülk olarak vermektir” olarak ifade edilir. (“Allah’ın belirlediği” kısmına dikkat…). Zekat ibadetine ise bağışları da içine alan sadaka(t) denilir. Zekat ∼624’te farz oldu. Kur’an’da 32 kez, bunlardan 28’i ise namaz ile beraber geçer: Kişilerin dışında kimi kavimler bile zekat vermeyle emrolunmuştur. Zekat ibadeti önceki inançlarda da bulunmaktaydı. İsteyerek özel bir ziyarette bulunma derin anlamıyla ziyaret etmek, yönelmek gibi lügat anlamı olan hac: Kur’an’da doğrudan farz değil (ilgili ayetlerde bu farzdır denmiyor) ama dolaylı olarak farz kabul edilen (ayetlerde yapılması istenen) bir ibadettir. Dinsel işlevinin yanı sıra hac ticaret için de yapılabilir, yapılmaktadır: “Hac mevsiminde ticaret yaparak, Rabbinizden gelecek bir lütfu aramanızda size herhangi bir sakınca yoktur…” (Bakara 198). (Kabe’nin etrafındaki dev ticaret yapılarını yapanların tutunduğu ayet bu olsa gerek). Cahiliye Arapları Kabe’yi tavaf edip kestikleri kurban etini yemezlerdi, fakirlere dağıtırlardı fakat bunun üzerine nüzul olan ayetle kesenin de yiyebileceği bir duruma getirildi: “İnsanlar arasında haccı ilan et ki, gerek yaya gerekse nice uzak yoldan yorgun argın develer üzerinde, kendilerine ait bir takım yararları yakınen görmeleri, Allah’ın rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanlar üzerinde belli günlerde Allah’ın ismini anmaları için Sana gelsinler. Artık ondan hem kendiniz yiyin, hem de yoksula fakire yedirin,” (Hac 27, 28). Muhammed’den önce hac ibadetinde yapılanlar sonrasında da (ve günümüzde de) neredeyse aynen devam etti; tavaf (ve esnasında söylenen, tekrarlanan sözler), zemzem içme, Safa ve Merve tepeleri arasında gidip geme (say yapma), şeytan taşlama, kurban kesme, Mekke’nin doğusundaki Arafat tepesinde toplanma (≅durma, buluşma, tanışma) gibi. Muhammed’le yapılan küçük değişikliklerin -görüşüme göre- en iyisi öncesinde Araplar “bazen” tavafı çıplak da yapabiliyorlardı, buna nüzul olarak: “Ey Ademoğulları her mescide girişinizde elbiselerinizi giyin…” (Araf 31) ayeti/maddesi geldi.<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-161"><sup>[161]</sup></a> [Yalnız burada neden çıplak tavaf ediliyordu -ayrıca ayette Kabe’ye çıplak(ımsı) girmeyin diyor- acaba Muhammed’den öncesinde Kabe bir tanrı(lar) adına yapılan uhrevi bir cinsel ilişki mabedi miydi ki (?)]</p>
<p style="text-align: left;">___________________<br />
<a name="dipnot-161"></a><sup>[161]</sup> Abdullah Acar, “Önceki Ümmetlerin İbadetleri Hakkında Kur’an Kıssalarındaki Bilgiler Kapsamında ‘İslam Beş Şey Üzerine Bina Edildi’ Hadisi Hakkında Bir Değerlendirme”, <em>Eskişehir Osmangazi Ü. İlahiyat Fakültesi Dergisi</em>, Sayı: 1, 2014, &lt;<a href="http://dergipark.gov.tr/download/article-file/308310" target="_blank" rel="noopener noreferrer">http://dergipark.gov.tr/download/article-file/308310</a>&gt; Erişim: 24 Temmuz 2018, s. 40-43, 51, 53-57, 60, 61, 63, 64. ss. 39-68. (Kur’an maddeleri bu kaynaktan alındı.) (Kaynak olarak kullandığım bu makale bence daha iyi yazılabilirdi çünkü makalenin yazarı makalede Kur’an’dan önceki hayata dair birtakım bilgileri Kur’an’dan verip yine kaynak olarak Kur’an’ı gösterdiğinden bir “kısır döngü” içine girmektedir.)<br />
<a name="dipnot-162"></a><sup>[162]</sup> Türk Dil Kurumu<em> (TDK)</em>, Büyük Türkçe Sözlük, “Kıssa”, “Anlatı”, &lt;<a href="http://www.tdk.gov.tr/index.php?option=com_bts&amp;view=bts" target="_blank" rel="noopener noreferrer">http://www.tdk.gov.tr/index.php?option=com_bts&amp;view=bts</a>&gt; Erişim: 23 Temmuz 2018.<br />
<a name="dipnot-163"></a><sup>[163]</sup> İbrahim Kâfi Dönmez, “Farz”, <em>TDV İslâm Ansiklopedisi (DİA)</em>, TDV İslâm Araştırmaları Merkezi (İSAM), 1995, &lt;<a href="http://www.islamansiklopedisi.info/dia/pdf/c12/c120100.pdf" target="_blank" rel="noopener noreferrer">http://www.islamansiklopedisi.info/dia/pdf/c12/c120100.pdf</a>&gt; Erişim: Mayıs 2018, Cilt: 12, s. 184. ss. 184.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Cin: İslam öncesindeki Araplar ruhlara, cinlere, şeytanlara ve meleklere inanıyorlardı: İyi güçler ve kötü güçler olarak bir ayrım vardı: Ruhlar alemindeki melekler ve bazı cinler iyi ve yararlıydı, şeytanlar ve bazı cinler ise kötü ve zararlıydı. Taş, ağaç, kuyu, mağara gibi yerlerde bulunup insana fayda veya zarar verebilecek varlıklara inanıyorlardı. Dünyada olan pek çok olayı onların yaptıklarına, kabileler/gruplar halinde yaşadıklarına, birbirleriyle savaştıklarına, fırtına gibi bazı tabiat olaylarını onların yaptığına, insanları öldürdüklerine-kaçırdıklarına, yardım ettiklerine, hastalıklara ve deliliğe sebep olduklarına, insanların cinlerle de evlenebildiklerine, insanlar gibi yiyip içtiklerine, çoğunlukla ıssız-tenha-karanlık yerlerde yaşadıklarına, yılan gibi hayvan suretine girebildiklerine inanıyorlardı.<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-164"><sup>[164]</sup></a></p>
<p><strong>Kur’an’daki Analizi</strong></p>
<p>Rahman 33 Ey cin ve ins toplulukları… 39 İşte o gün, ne insana, ne cinne günahından sorulmaz.<br />
Neml 17 Süleyman’a cinlerden, insanlardan ve kuşlardan orduları toplandı ve bunlar bölükler halinde dağıtıldı.<br />
Sebe 12 Süleyman için de, sabah gidişi bir ay, akşam dönüşü bir ay (mesafe) olan rüzgara (boyun eğdirdik); erimiş bakır madenini ona sel gibi akıttık. Eli altında Rabbinin izniyle iş gören bir kısım cinler vardı. Onlardan kim bizim emrimizden çıkıp-sapacak olsa, ona çılgın ateşin azabından taddırırdık.<br />
Ahkaf 29 Hani cinlerden birkaçını, Kur’an dinlemek üzere sana yöneltmiştik. Böylece onun huzuruna geldikleri zaman, dediler ki: ‘Kulak verin;’ sonra bitirilince kendi kavimlerine uyarıcılar olarak döndüler. 30 Dediler ki: ‘Ey kavmimiz… bir kitap dinledik…’<br />
Cin 1 …Cinlerden bir grup… şöyle demişler:… 6 ‘…İnsanlardan bazı adamlar, cinlerden bazı adamlara sığınırlardı. Öyle ki, onların azgınlıklarını arttırırlardı.’ 14 ‘Ve elbette bizden müslüman olanlar da var, zulmedenler de. …’<br />
Nas 4 ‘Sinsice, kalplere vesvese ve şüphe düşürüp duran’ vesvesecinin şerrinden. 6 …cinlerden… (…Allah’a sığınırım).</p>
<p>Sahih bir hadise göre Dabbetül Arz kıyamet alametlerindendir.<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-165"><sup>[165]</sup></a> Kur’an’da dabbe yerden çıkacak bir şey olup çeşitli yorumlamalara göre canlı bir yaratıktır<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-166"><sup>[166]</sup></a> veya olağanüstü bir olaydır<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-167"><sup>[167]</sup></a>.</p>
<p><strong>İncil ve Kur’an’daki Analizi</strong></p>
<p><strong>İncil:</strong> Vahiy 13:1 Sonra on boynuzlu, yedi başlı bir <u>canavarın</u> denizden çıktığını gördüm. 11 Bundan sonra başka bir canavar gördüm. Yerden çıkan bu canavarın kuzu gibi iki boynuzu vardı, ama ejderha gibi ses çıkarıyordu.</p>
<p><strong>Kur’an:</strong> Neml 82 O söz, başlarına geldiği zaman, onlara yerden bir <u>Dabbe</u> çıkarırız; o da, insanların bizim ayetlerimize kesin bir bilgiyle inanmadıklarını onlara söyler.</p>
<p style="text-align: left;">___________________<br />
<a name="dipnot-164"></a><sup>[164]</sup> M. Süreyya Şahin, “Cin”, <em>TDV İslâm Ansiklopedisi (DİA)</em>, TDV İslâm Araştırmaları Merkezi (İSAM), 1993, &lt;<a href="http://www.islamansiklopedisi.info/dia/pdf/c08/c080007.pdf" target="_blank" rel="noopener noreferrer">http://www.islamansiklopedisi.info/dia/pdf/c08/c080007.pdf</a>&gt; Erişim: 25 Temmuz 2018, Cilt: 8, s. 8. ss. 5-8.<br />
<a name="dipnot-165"></a><sup>[165]</sup> Osman Oral, “Muhammed Zahidü’l-Kevseri’nin Ref’ ve Nüzül-i İsa Görüşünün Kelami Açıdan Değerlendirilmesi”, <em>Kelam Araştırmaları Dergisi</em>, Cilt: 13, Sayı: 1, 2015, &lt;<a href="http://dergipark.gov.tr/download/article-file/179964" target="_blank" rel="noopener noreferrer">http://dergipark.gov.tr/download/article-file/179964</a>&gt; Erişim: 25 Temmuz 2018, s. 360. ss. 353-371.<br />
<a name="dipnot-166"></a><sup>[166]</sup> Halil Altuntaş, Muzaffer Şahin, <em>Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) Kur’an-ı Kerim Meali</em>, DİB Yayınları, Ankara, 1. Baskı 2001, &lt;<a href="https://kuran.diyanet.gov.tr/mushaf/kuran-meal-2/neml-suresi-27/ayet-82/diyanet-isleri-baskanligi-meali-1" target="_blank" rel="noopener noreferrer">https://kuran.diyanet.gov.tr/mushaf/kuran-meal-2/neml-suresi-27/ayet-82/diyanet-isleri-baskanligi-meali-1</a>&gt; Erişim: 25 Temmuz 2018.<br />
<a name="dipnot-167"></a><sup>[167]</sup> Bulaç, age., s. 229.</p>
</div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Konu 260: HZ. MUHAMMED’İN HOCASI NEVFEL KİMDİR? EŞİ HATİCE KİMDİR?</title>
		<link>https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/hz-muhammedin-hocasi-nevfel-ve-esi-hatice/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Alper Çadıroğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Oct 2023 12:11:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İslamiyet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.mutlakbilim.net/?p=11545</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Varaka b. Nevfel 6. yy.ın ilk yarısında doğdu ve ∼615’te öldü: Hatice’nin amcasının oğlu olup Mekke’nin en meşhur haniflerindendir. Tek bir tanrıya inanıyordu. Tevrat ve İncil’i okumuş birisiydi. Daha peygamber değilken Muhammed gaipten sesler duyduğunu söylemek ve bunun ne anlama geldiğini sormak için Hatice ile beraber Varaka’nın yanına gitti<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-146"><sup>[146]</sup></a> (veya Hatice onu Varaka’ya götürdü<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-147"><sup>[147]</sup></a>), Varaka da ona kendisine gelen meleğin Musa’ya gelen Namus (Cebrail veya Tevrat) olduğunu ve kendisinin Yahudi ve Hıristiyanlarca beklenen son peygamber olduğunu ve de kavmi bunu duyduğunda dışlayacağını (Mekkeliler’in bunu duyması halinde Muhammed’i dışlayacağını) ama kendisine yardım edeceğini söyledi. Varaka ve arkadaşları (Ubeydullah, Osman ve Zeyd) yaşadıkları Mekke’deki pagan inançlarını benimsemediklerinden dolayı “yeni bir din” arayışına girip Suriye’ye gittiklerinde Varaka Hıristiyanlık’ta karar kıldı. Yanı sıra Varaka, Zeyd’in karar kıldığı İbrahim’in dinine de inanıyordu. Varaka okuma yazma biliyordu, Yahudilik ve Hıristiyanlık kültürünü ve ilmini bilip Tevrat ve İncil’i okumuştu, İncil’i Arapça ve İbranice’ye çevirmiştir, hatta İncil’in farklı bazı nüshaları da kendisinde bulunuyordu. Arap bir bilgin olup kendisine Mekke’deki Hıristiyanlar’ın lideri de denilmiş olsa da Mekke’de Hıristiyan faaliyetlerine girişmemiştir. Daha peygamber olmadan önce (610’dan önce) Muhammed’in Varaka’yla olan sohbetlerinde Varaka Muhammed’e din tarihi hakkında birçok şey öğretmiştir. Muhammed Varaka’nın kuzeni Hatice ile evlenme konusunda Varaka ile görüşüp istişare etmiştir. Muhammed Şam’da iken Varaka’nın ismini ve sözlerini rahip Bahira’dan da duymuştur.<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-146"><sup>[146]</sup></a></p>
<p>Sülalesinin çoğu Hıristiyan olup bağımsız bir din düşünürü, bilge ve alim bir Arap olan Varaka İslam öncesinde bir hanif olan Muhammed’i dini, fikri ve kültürel açıdan etkilemiştir. Ona, okuduğu Eski ve Yeni Ahit’i öğretmiştir. Muhammed’in hocası olup ona bazı hakikatleri ilham yoluyla aktarıp onu yetiştirmiştir: Bunu yaparken de Arapça’ya çevirdiği -veya Yeni Ahit’in bazı bölümlerini çevirdiği- İncil’den de faydalanıp Cahiliye Arapları’na bir tanrı, bir peygamber ve dinleri okuyabilecekleri yeni bir kitap vermek istemiştir. Ayrıca o dönemde Mekke’de Tevrat’ı okuyup bilen Cebr, Yesar, Aiş, Kays, Addas vs. adlarında Yahudi-Hıristiyan (Ebionit) kökenli köleler de bulunmaktaydı. Varaka’nın Arapça’ya çevrilmiş -veya çevirdiği- Kitab-ı Mukaddes’teki -veya bunun tamamen çevrilmeyip çevril(ebil)miş bir kısmındaki- bilgileri Muhammed’e okuması ve Varaka’nın fikirleri sonucunda ve/veya Arap Yarımadası’ndaki Hanifler ile Yahudi-Hıristiyanlar’ın ve Rahip Bahira’nın etkisiyle İslam’ın vahiy olmaksızın şekillenip oluşturulduğunu savunanlar da vardır. 610’dan önce birbirinden farklı bazı Hıristiyan mezheplerinin Mekke’ye de geldiği bilinmektedir.  İslami kaynaklarda Varaka’ya ait bilgilerin fazla olmayışını Haniflik’le alakalı sözlü ve yazılı literatürün çoğunun İslam’ın oluşmasıyla birlikte yok edilmesiyle birlikte Varaka’ya da ait olan bilgilerin çoğunun silinip gitmesine bağlayanlar da -bunu savunanlar da- mevcuttur. Varaka gençliğinde putlara tapmayı ve onlara kurban kesmeyi reddedip -Tevrat’tan önceki eski inançlardan çoğunu ve onların metinleri de dahil olmak üzere- dinleri araştırdı ve okudu sonrasında tanrının birliği inancına vardı. Birçok dini alimi dinlemiştir. İbranice okuyup yazabildiğinden Kitab-ı Mukaddes’i -veya bazı kısımlarını- İbrani harflerle Arapça’ya çevirmiştir. Ayrıca İbranice olarak İncil’den bazı bölümleri de yazmıştır. Mekke’de bu dönemlerde kayda değer bir Yahudi ve Hıristiyan topluluğu bulunmuyordu fakat Yahudi-Hıristiyanlar veya Ebionitler de denilen, Yahudilik ve Hıristiyanlık içinde muhalif/aykırı düşüncelerinden dolayı dışlanmış bir grup olan -öyle ki onlar daha sonrasında İsa ve Hıristiyanlık hakkında Kur’an’da da yazacak olan görüşleri savunan- bu en eski Hıristiyan mezhebi ile resmi Hıristiyanlar 1. yy.dan beri yanı sıra Yahudiler’in de milattan önceden beri Arap Yarımadası’nda kayda değer bir şekilde bulunduğu biliniyordu: İşte Varaka da bildiklerini gerek bunlardan gerekse Şam’dayken “aslı bozulmamış ve tahrif edilmemiş İsa’nın dini”ne inanan rahiplerden ve farklı yorumlamalara sahip Yahudi hahamlarından öğrenmiştir: Bunların hepsine Varaka’nın hocaları diyebiliriz.<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-147"><sup>[147]</sup></a> Varaka’nın yazıp günümüze derlendiği din ve ahlak konularını içeren birçok şiiri bulunmaktadır.<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-146"><sup>[146]</sup></a></p>
<p>Bir önceki paragraftaki bilgilerle bağlantı olan görüşüme göre Varaka Mekke’den Suriye’ye giderken -ki Kudüs’e de uğramış olmalı- Sümer-Babil ve saireden gelen eski inançları ve bunların bağlantılarını ve/veya Yahudilik ve Hıristiyanlık’taki doğru bilinen yalanları ve bu inançlardaki “açık”ları öğrenip yeni bir dinin -dolayısıyla İslam’ın- doğmasını tetikleyenler arasında mıdır acaba? Çünkü Muhammed ile yaptığı konuşmaların tamamını hiç kimse bilmiyor! Ama şu an belki de ütopyamsı olarak görülebilecek veya çok uzak gelecekte olabilecek olan, dünyadan uzaya geçmişten çıkıp ve halen uzayda ilerleyen ışık, ses vb. dalgaların yansıma yoluyla tekrar dünyaya gelmesi sonucu veya bunları tespit edip dünyaya yansıtabilecek bir gök cismi, gezegen vs. ile tekrar dünyaya yönlendirilmesi sonucu ve/veya ışık hızını aşıp -ya da solucan, kara delik vs. ile zamanı büküp- bunlara ulaşıp birleştiği diğer frekanslardan ayırıp elde edeceğimiz bu görüntü ve ses kayıtları neticesinde bunun gibi belki de tüm dünya tarihini bir film gibi izleyebiliriz: Neden olmasın!</p>
<p>Hatice 556 yılında Mekke’de doğdu. Babası Kureyş’te sözü geçen ve ileri gelenlerden olup çok zengindi. Muhammed’den önce yaptığı iki evlilikten 3 çocuğu olmuştur. Hatice soylu ve zengin olup ticaretle uğraşıyordu yanı sıra seçtikleriyle de ortaklaşa ticaret yapmaktaydı. Bu seçtikleri arasında Muhammed de vardı ve yanına Meysere adlı bir köle de vererek Muhammed’i Şam’a ticaret yapması için tüccar olarak gönderdi. Döndüklerinde Meysere’nin Muhammed’in iyi bir tacir/tüccar olduğunu Hatice’ye söylemesi ve Hatice’nin arkadaşı Nefise’nin aracılık etmesiyle ve ayrıca ikinci kocasının daha önceden ölmesi ile kendisinin bekar olması gibi sebeplerden ötürü yaşı 25 olan Muhammed’le yaşı 35-40 civarı olan Hatice evlenme kararı aldılar ve 7 tane de çocukları oldu. Hatice ilk etapta Muhammed’e birçok para yardımı yaptı, Muhammed Varaka’dan aldığı bilgilerle 610’da peygamberliğini ilan ettiğinde ve sonrasında Hatice bunu destekledi ve servetini onun uğrunda harcadı. Hatice Muhammed’e ilk inanan kişidir. Hatice 620’de öldü.<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-148"><sup>[148]</sup></a> Sadece 35 yaşında iken Kabe’nin yeniden inşa edildiği sırada hacerülesvedi yerine koyma gibi küçük bir görevin kendisine verilmesi dışında 25 yaşından 40 yaşına kadarki hayatında Muhammed hakkında kaynaklarda hiçbir bilgi bulunmaması ilginçtir.<a href="https://www.mutlakbilim.net/islamiyet/#dipnot-149"><sup>[149]</sup></a> Görüşüme göre Varaka’dan sonra Muhammed de Şam’dayken ve Mekke-Şam arasındayken buradaki inançları ve kültürleri gerek isteyerek gerekse istemeyerek dolaylı veya doğrudan öğrenme ve analiz etme imkanını bulmuş olmalıdır.</p>
<p style="text-align: left;">___________________<br />
<a name="dipnot-146"></a><sup>[146]</sup> Bünyamin Erul, “Varaka b. Nevfel”, <em>TDV İslâm Ansiklopedisi (DİA)</em>, TDV İslâm Araştırmaları Merkezi (İSAM), 2012, &lt;<a href="http://www.islamansiklopedisi.info/dia/pdf/c42/c420355.pdf" target="_blank" rel="noopener noreferrer">http://www.islamansiklopedisi.info/dia/pdf/c42/c420355.pdf</a>&gt; Erişim: Mart 2017, Cilt: 42, s. 517, 518. ss. 517, 518.<br />
<a name="dipnot-147"></a><sup>[147]</sup> Özcan Hıdır, “İlk Vahyin Gelişi Hadisi Bağlamında Varaka b. Nevfel’in Hz. Peygamber’e Dini-Kültürel Etkisine Dair İddiaların Değerlendirilmesi”, <em>Marife Dini Araştırmalar Dergisi</em>, Yıl: 4, Sayı: 2, Güz 2004, &lt;<a href="http://dergipark.gov.tr/download/article-file/494024" target="_blank" rel="noopener noreferrer">http://dergipark.gov.tr/download/article-file/494024</a>&gt; Erişim: 19 Temmuz 2018, s. 27-34, 36. ss. 27-37.<br />
<a name="dipnot-148"></a><sup>[148]</sup> M. Yaşar Kandemir, “Hatice”, <em>TDV İslâm Ansiklopedisi (DİA)</em>, TDV İslâm Araştırmaları Merkezi (İSAM), 1997, &lt;<a href="http://www.islamansiklopedisi.info/dia/pdf/c16/c160268.pdf" target="_blank" rel="noopener noreferrer">http://www.islamansiklopedisi.info/dia/pdf/c16/c160268.pdf</a>&gt; Erişim: 20 Temmuz 2018, Cilt: 16, s. 465, 466. ss. 465, 466.<br />
<a name="dipnot-149"></a><sup>[149]</sup> Fayda, age., s. 410.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
